
ÇERÇEVE YASA MI, MİLLETİN İRADESİ Mİ?
Siz kime sordunuz?
Türkiye, bugün sadece bir kanun teklifini değil, devletin terörle mücadele anlayışını, adalet duygusunu ve millet iradesinin nerede durduğunu tartışıyor.
“Çerçeve yasa” adı altında hazırlanan “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” 12 maddeden oluşuyor. Düzenlemenin genel af olmadığı hükümet ve Meclis kanadından ifade ediliyor; ancak örgüt mensuplarına ilişkin soruşturma, kovuşturma ve kesinleşmiş cezaların ertelenmesi gibi sonuçlar doğurabilecek hükümler kamuoyunda ciddi tartışmalara yol açıyor.
İşte tam da bu nedenle soruyoruz:
SİZ BU KARARI KİME SORDUNUZ?
Bu ülkenin şehidine, gazisine, askerine, polisine, annesine, babasına, evladına sordunuz mu?
Yıllarca terörün acısını yaşamış Türk milletinin vicdanına danıştınız mı?
Eğer mesele Türkiye'nin geleceğiyse, eğer mesele milyonlarca insanın hayatını ilgilendiriyorsa, neden milletin doğrudan görüşü alınmasın?
HAKEM TÜRK MİLLETİ OLSUN!
Bizim önerimiz açık:
Hakem Türk milleti olsun.
Bu kadar büyük bir değişiklik yapılacaksa, milletin önüne sandık konulsun.
REFERANDUMA GİDİLSİN.
Türk milleti “evet” diyorsa, başımızın üstüne.
Türk milleti “hayır” diyorsa, yine başımızın üstüne.
Çünkü egemenlik milletindir.
Milletin geleceğini ilgilendiren böylesine ağır bir konuda, milletin iradesinden korkulmamalıdır.
SAYIN CUMHURBAŞKANI, SÖZLERİNİZİ UNUTMADIK
Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçmişte terör örgütü PKK ile devletin muhatap olmayacağını ve bunun kendi siyasi anlayışlarına uygun olmadığını ifade eden açıklamalar yaptı.
Bugün gelinen noktada ise kamuoyunun karşısına çok farklı bir tablo çıkıyor.
İşte bu nedenle bir vatandaş olarak soruyorum:
Sayın Cumhurbaşkanım, bugün yaşananlar dün söylediğiniz sözlerle nasıl bağdaşıyor?
Dün “yakışmaz” denilen şey bugün neden Türkiye'nin gündemine geliyor?
Yakışmadı Cumhurbaşkanım.
Çünkü millet siyasette sadece bugünkü sözlere değil, dün söylenen sözlere de bakar.
BAHÇELİ'NİN SÖZLERİ: “ANADOLU HUZURA, ÖCALAN UMUDA, AHMETLER MAKAMA, DEMİRTAŞ YUVASINA…”
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 3 Şubat 2026 tarihli grup toplantısının sonunda şu ifadeyi kullandı:
“Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir.”
Bu sözler kamuoyunda büyük tartışma yarattı.
Bahçeli'nin “Öcalan umuda” ifadesi Abdullah Öcalan'ın gelecekteki hukuki durumuna ilişkin “umut hakkı” tartışmalarıyla; “Ahmetler makama” ifadesi Ahmet Türk ve Ahmet Özer gibi isimlerle; “Demirtaş yuvasına” ifadesi ise Selahattin Demirtaş'ın durumuyla ilişkilendirildi.
Burada sorulması gereken çok basit bir soru var:
Sayın Bahçeli, bu sözleri kime sordunuz?
Türk milletine sordunuz mu?
Şehit ailelerine sordunuz mu?
Gazilerimize sordunuz mu?
Terörle mücadelede evladını kaybeden ailelere sordunuz mu?
Yoksa karar çoktan verilmiş miydi?
AHMETLER Kİ?
“Ahmetler makama” ifadesi özellikle dikkat çekicidir.
Bu ifade kamuoyunda, görevlerinden uzaklaştırılan Ahmet Türk ve Ahmet Özer gibi siyasi aktörlerin yeniden görevlerine dönmelerine yönelik bir mesaj olarak yorumlandı. Nitekim Ahmet Türk de Bahçeli'nin sözlerini önemli bulduğunu ancak pratikte henüz adım atılmadığını söyledi.
Peki milletin bilmesi gereken asıl mesele nedir?
Kim, hangi makam için, hangi hukuki gerekçeyle ve hangi siyasi mutabakatla hazırlanıyor?
Millet bunu bilmek zorunda değil mi?
“KİMSE YARGILANMAYACAK” TARTIŞMASI
Bugün kamuoyundaki en büyük endişelerden biri de süreç içerisinde görev alan kişi ve kurumların ileride hukuki veya cezai sorumluluklarının nasıl ele alınacağıdır.
Eğer gerçekten böyle bir güvence veya sorumsuzluk düzenlemesi düşünülüyorsa, bunun gerekçesi açıkça millete anlatılmalıdır.
Neden böyle bir maddeye ihtiyaç duyuluyor?
Kimden korkuluyor?
Hangi işlemden dolayı gelecekte yargılanma endişesi var?
Devlet adına görev yapan insanlar kanunlara uygun hareket ediyorsa neden gelecekte yargılanmama güvencesine ihtiyaç duyulsun?
Milletin aklına soru işareti getiren şey tam da budur.
BUGÜNÜN KANUNU YARIN DEĞİŞİR
Şunu da kimse unutmasın:
Meclis'in yaptığı kanunları yine Meclis değiştirir.
Bugün çoğunlukla kabul edilen bir düzenleme, yarın başka bir siyasi irade tarafından değiştirilebilir.
Bu nedenle hiçbir siyasi iktidar kendisini tarihin üzerinde görmemelidir.
Kanunlar kalıcı değildir; milletin iradesi kalıcıdır.
Bugün yapılanların hesabını yarın başka bir Meclis sorabilir.
Bu nedenle mesele sadece bugünkü siyasi hesap değildir.
Mesele, yarının Türkiye'sine nasıl bir hukuk ve adalet mirası bırakılacağıdır.
ŞEHİTLERİN EMANETİ PAZARLIK KONUSU OLAMAZ
Türkiye terörle mücadelede ağır bedeller ödedi.
Binlerce askerimizi, polisimizi, öğretmenimizi, vatandaşımızı kaybettik.
Şehit aileleri yıllarca “adalet” dedi.
Gazilerimiz yıllarca devletin kendilerini hatırlamasını bekledi.
Şimdi onların vicdanında yeni bir yara açılmamalıdır.
Terörün sona ermesini elbette herkes ister.
Ama terörün sona ermesi ile terör suçlarının hesabının silinmesi aynı şey değildir.
Barış istenebilir.
Silahların bırakılması istenebilir.
Terörsüz Türkiye hedeflenebilir.
Ama bütün bunlar yapılırken adalet duygusu zedelenmemelidir.
BİR KEZ DAHA SORUYORUZ:
SİZ KİME SORDUNUZ?
Bu ülkenin geleceğini ilgilendiren kararları kim veriyor?
Türk milletinin iradesi nerede?
Şehit ailelerinin vicdanı nerede?
Gazilerin sesi nerede?
Muhalefetin, sivil toplumun ve toplumun tamamının görüşü nerede?
Eğer gerçekten bu sürecin arkasında millet varsa, referandumdan neden korkulsun?
Sandığı milletin önüne koyun.
HAKEM TÜRK MİLLETİ OLSUN.
Millet kararını versin.
Sonuç ne çıkarsa çıksın, herkes başımızın üstüne desin.
Çünkü bu ülkenin sahibi siyasetçiler değil;
TÜRK MİLLETİDİR.
Ve unutulmasın:
Şehitlerimizin emaneti siyasi pazarlık konusu değildir.
Adalet, kişiye göre değişmez.
Hukuk, iktidara göre şekillenmez.
Milletin vicdanı hiçbir siyasi hesap uğruna yok sayılamaz.
Bugün yapılan her şey tarihe yazılacaktır.
Ve tarih bir gün herkese şu soruyu soracaktır:
“Siz bu kararı kime sordunuz?”
Türk milletinin vicdanında açılan yarayı kapatmanın yolu bellidir:
Millete güvenin.
Millete sorun.
Referanduma gidin.
Son sözü Türk milleti söylesin.
Hoşçakalın
Ertuğrul ULUTEPE