logo yanı reklam

Bilal Hacıhüseyinoğlu yazdı UNUTULAN DOĞU TÜRKİSTAN



Eklenme Tarihi: 03/10/2026

UNUTULAN DOĞU TÜRKİSTAN

Bir söyleşide konuşmacıya şöyle bir soru yöneltilmişti:

“Şu anda dünyada en fazla zulme uğrayan, en mazlum halk hangisidir?”

İnsanın aklına doğal olarak Gazze, Filistin ve dünyanın farklı coğrafyalarında zulüm altında yaşayan insanlar geliyor.

Konuşmacı ise dikkat çekici bir cevap vermişti. Gazze’de yaşanan büyük acıları ve katliamları hatırlattıktan sonra sözlerini Doğu Türkistan’a getirmiş ve orada yaşayan Uygur Müslümanlarının seslerini dünyaya duyurabilmelerinin dahi son derece güç olduğunu ifade etmişti.

Bu sözler üzerinde düşünmeye değer.

Bugün Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi olarak adlandırdığı Doğu Türkistan’da yaşayan Uygurların dinî ve kültürel hayatlarına yönelik ciddi baskılar uzun zamandır artarak devam ediyor

İbadet hayatına getirilen kısıtlamalar, yoğun gözetim, keyfî gözaltı ve tutuklamar ailelerinden ayrılan çocuklar, yatılı eğitim kurumları ve Uygur dilinin ve kültürünün giderek geri plana itilmesi…

Bunların her biri insanın yüreğini sızlatmaya yetiyor.

2025 yılında bölgeyi ziyaret eden gazetecilerin aktardıkları da dikkat çekici. Dışarıdan bakıldığında açık ve düzenli görünen bazı camilerde dahi ibadetin yasak olduğuna ilişkin gözlemler aktarılıyor.

Düşünün…

Bir yerde cami var.

Kapısı var.

Minaresi var.

Ama insanlar ibadetlerini özgürce yerine getiremiyorsa, o binanın açık görünmesi ne kadar anlamlı olabilir?

Meselenin belki de en acı taraflarından biri çocuklardır.

Uluslararası kuruluşların raporlarında Uygur çocuklarının ailelerinden ayrılarak devlet tarafından işletilen yatılı okullara yerleştirilmesi ve eğitimde Mandarin Çincesinin ağırlık kazanması konusunda ciddi endişeler dile getiriliyor. Bir neslin diliyle, diniyle, ailesiyle ve kültürüyle bağının zayıflaması tehlikesinden söz ediliyor.

Bir milleti ortadan kaldırmak yalnızca insanlarını öldürmekle olmaz.

Dilini unutturursunuz.

Dininden uzaklaştırırsınız.

Çocuklarını ailesinden koparırsınız.

Kültürünü yaşamasını zorlaştırırsınız.

Sonra zaman içerisinde o milletin hafızasını kaybetmesini beklersiniz.

İşte bu sebeple Doğu Türkistan meselesi yalnızca siyasi bir mesele değildir. Aynı zamanda insan hakları, inanç özgürlüğü, aile, kültür ve kimlik meselesidir.

Ve belki de bizi ilgilendiren en önemli tarafı şudur:

Doğu Türkistan unutuluyor.

Gazze’yi unutmamalıyız.

Filistin’i unutmamalıyız.

Dünyanın neresinde mazlum varsa onu unutmamalıyız.

Ama Doğu Türkistan’ı da unutmamalıyız.

Orada yaşayan insanların seslerini duyurmaya, yaşananları araştırmaya, yapılan bu insanlık dışı zulümleri dünyaya duyurmaya çalışmalıyız.

Çünkü zulmün coğrafyası olmaz.

Mazlumun dili, ırkı ve memleketi sorulmaz.

Bizler de Doğu Türkistan’daki kardeşlerimizi dualarımızdan çıkarmayalım.

Rabbim zulüm altında bulunan bütün insanlara yardım eylesin. Doğu Türkistan’daki kardeşlerimize hürriyet ve huzur nasip eylesin. Onları her türlü zulüm ve baskıdan muhafaza eylesin.

Bizlere de mazlumların sesini duyabilmeyi, hakikatin peşinden gitmeyi ve elimizden gelen iyiliği yapabilmeyi nasip eylesin.

Zalim çinin zulmü altında bulunan

Doğu Türkistan’ı unutmayalım, unutturmayalım.

Hepinizi Allah’a emanet ediyorum.