
Ülkemiz bugün derinleşen bir ekonomik kriz ve giderek ağırlaşan hayat pahalılığı ile karşı karşıyadır. Özellikle son dönemde akaryakıt fiyatlarında yaşanan artışlar, sadece ulaşımı değil; üretimden tüketime kadar hayatın her alanını, özellikle vatandaşımızın alım gücünü doğrudan etkilemektedir. Bugün vatandaşımız gerçeği en net şekilde akaryakıt pompasında görmektedir. Anlatılan ekonomik tablo ile vatandaşın yaşadığı gerçeklik arasında ciddi bir uçurum vardır. Resmî söylemlerde çizilen iyimser tablo, çarşıda, pazarda ve mutfakta kesinlikle karşılık bulmamaktadır.
Hükümet, ekonomik sorunları ve hayat pahalılığını savaş gibi dış etkenlere bağlayarak sorumluluktan kurtulmaya çalışmaktadır. Elbette savaşın dünya ekonomilerine olumsuz etkileri olacaktır; ancak asıl etkili olan, uygulanan yanlış politikalar ve hatalı ekonomik tercihlerdir. Örneğin, kuru kontrol altına almak için devreye sokulan ve vatandaşın milyarlarca dolarını heba eden Kur Korumalı Mevduat (KKM) gibi çözümler, hem piyasayı hem de vatandaşımızı zor durumda bırakmıştır. KKM uygulamasının içinden çıkılamaz hâle gelmesi, ekonomik yönetimdeki yanlış tercihlerinin somut bir örneğidir. Bugün de yine benzer şekilde, kuru kontrol altında tutmak için yanlış ekonomik tercihler yapılmaktadır.
Enerji alanında yapılan yatırımlar ve üretim artışı hükümet tarafından sıkça dile getirilmektedir. Ancak bütün bu söylemlere rağmen vatandaşın günlük yaşamında bir iyileşme ve refah artışı görülmemektedir. Eğer enerji üretimi artıyorsa, bunun vatandaşın faturalarına, ulaşım maliyetlerine ve genel yaşam standardına olumlu yansıması gerekir. Aksi hâlde bu başarı anlatıları, toplum nezdinde karşılık bulamaz, bulamıyor da.
İYİ Parti olarak,
Ekonominin dışa bağımlılığının sürdüğü ve kırılgan yapıda olduğu,
Enerji düzenlemelerinde ciddi mali kayıplar yaşandığı,
TÜİK’in enflasyon ölçümlerinin güvenilir olmadığı ve gerçeği yansıtmadığı,
Vergi ve ekonomik düzenlemelerde şeffaflık eksikliği bulunduğu,
Meclis’teki kanun tekliflerinin gerçek ekonomik sorunlara çözüm getirmediğini defalarca ifade ettik.
Ekonomi, sadece rakamlardan ibaret değildir; doğrudan hayatın kendisidir. Bugün milyonlarca insanımız, gelirleri ile giderleri arasındaki dengeyi kuramaz hâle gelmiştir. Alım gücü her geçen gün düşmekte, sabit gelirli vatandaşlarımız geçim sıkıntısı altında ezilmektedir.
Gerçek millilik; vatandaşın yaşamını kolaylaştırmak, refahını artırmak ve geleceğe güvenle bakmasını sağlamaktır. Devletin görevi, ekonomik yükü vatandaşın sırtına bırakmak değil; bu yükü hafifletecek politikaları hayata geçirmektir.
Bu çerçevede İYİ Parti olarak çözüm önerilerimiz şunlardır:
Enerji alanından elde edilen gelirler, doğrudan vatandaşın lehine kullanılmalı; vatandaşın üzerindeki enerji faturaları ve akaryakıt yükü azaltılmalıdır.
Vergi sistemi gözden geçirilmeli, özellikle dolaylı vergilerin vatandaş üzerindeki baskısı hafifletilmelidir.
Enerji politikaları şeffaf bir şekilde yürütülmeli; kaynakların nasıl kullanıldığı kamuoyu ile açıkça paylaşılmalıdır.
Enflasyonla mücadelede gerçekçi ve kararlı adımlar atılmalı; günü kurtaran değil, kalıcı çözümler üretilmelidir.
Unutulmamalıdır ki; güçlü bir ekonomi, ancak vatandaşının refahını artırabildiği ölçüde anlamlıdır. Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey, rakamlarla değil, hayatın gerçekleriyle uyumlu bir ekonomi yönetimidir.
İYİ Parti olarak, vatandaşımızın yaşadığı zorlukların farkındayız ve bu sorunların çözümü için önerilerimizi ve eleştirilerimizi kararlılıkla dile getirmeye devam edeceğiz.