
Sömürülmek – 2
Modern Çağın Görünmeyen Sömürüsü
Sömürü denildiğinde aklımıza çoğu zaman işgal edilen ülkeler, el konulan topraklar ve çalınan yer altı zenginlikleri gelir. Oysa çağımızın sömürüsü artık çok daha sessiz, çok daha profesyonel ve çok daha tehlikelidir. Çünkü artık insanların toprağından önce aklı, gönlü, dikkati ve zamanı sömürülmektedir.
Eskiden ordularla girilen ülkelere bugün cep telefonlarıyla giriliyor.
Eskiden madenler taşınırdı, bugün veriler taşınıyor.
Eskiden insanlar zincire vurulurdu, bugün bağımlılıklara mahkûm ediliyor.
Dijital dünya hayatımızı kolaylaştırırken, farkında olmadan bizi de tüketmeye başladı. Sosyal medya platformları sadece vakit geçirdiğimiz yerler olmaktan çıktı; dikkatimizi satın alan, alışkanlıklarımızı yönlendiren ve tercihlerimizi şekillendiren devasa sistemlere dönüştü.
Artık birçok insan sabah gözünü açar açmaz telefonuna uzanıyor. Gün içinde saatlerini ekran başında geçiriyor. Ailesine ayıramadığı zamanı sanal dünyaya veriyor. Farkına varmadan ömründen saatler eksiliyor.
En büyük sömürü belki de zamandır.
Çünkü para kazanılır, mal yerine konur; fakat geçen ömür geri gelmez.
Reklamlar bize ihtiyacımız olmayan ürünleri ihtiyaçmış gibi gösteriyor. Tüketim kültürü, “Sahip olduklarınla değil, satın aldıkların kadar değerlisin.” mesajını fısıldıyor. İnsanlar ihtiyaçları için değil, başkalarına göstermek için harcamaya yönlendiriliyor.
Bir başka sömürü de duygular üzerinden yapılıyor.
Beğenilme arzusu…
Takdir edilme isteği…
Takipçi sayısı…
Sanal alkışlar…
Bunlar uğruna insanlar gerçek hayatlarını ihmal ediyor. Mutluluğu ekranlarda arıyor, huzuru bildirim seslerinde arıyor. Oysa kalbin huzuru ne bir uygulamada ne de bir ekranın ışığında bulunur.
Modern çağ, insanın yalnızlığını da sömürüyor. Kalabalıklar içinde yalnızlaşan insanlar, dijital dünyanın sunduğu sahte yakınlıklarla teselli bulmaya çalışıyor. Oysa binlerce takipçi, bir gerçek dostun yerini dolduramıyor.
Çocuklarımız da bu düzenin hedefinde. Reklamlar, oyunlar ve kısa videolar onların dikkatini ele geçirmek için yarışıyor. Çocukların hayal gücü, merakı ve hatta masumiyeti bile ticari bir kazanç kapısına dönüştürülüyor.
Bugün anne ve babaların en büyük görevi sadece çocuklarını tehlikeli sokaklardan korumak değildir. Asıl görev, onları görünmeyen dijital tuzaklardan, ekran bağımlılığından ve tüketim kültürünün baskısından da koruyabilmektir.
Teknoloji düşmanımız değildir. Asıl tehlike, teknolojiyi kontrol etmek yerine onun bizi kontrol etmesine izin vermektir.
İnsan, elindeki telefonu kullanmalıdır; telefon insanı kullanmamalıdır.
Sosyal medya insanın hizmetinde olmalıdır; insan sosyal medyanın esiri olmamalıdır.
Gerçek özgürlük, istediğini yapmak değil; nefsinin, modanın ve dijital dünyanın yönlendirmelerine karşı iradesini koruyabilmektir.
Modern çağın sömürüsüne karşı en büyük silah; bilinçli olmak, zamanı israf etmemek, aile bağlarını güçlendirmek, kitapla, ilimle ve hakikatle bağımızı canlı tutmaktır.
Çünkü dikkatini koruyan, zamanını korur.
Zamanını koruyan, ömrünü korur.
Ömrünü koruyan ise hem dünyasını hem de ahiretini kazanma yolunda en büyük adımı atmış olur.
hepinizi Allah’a emanet ediyorum...