
Katliamların Hesabını Barışın, Kardeşliğin, Emeğin Ülkesini Kurarak Soracağız!
2 Temmuz 1993’te yaşanan Sivas Katliamı’nın
üzerinden 27 yıl geçti. Yirmi yedi yıl önce Madımak Oteli’ne düşen ateş
yüreğimizi dağlamaya devam ediyor.
Bundan
tam 27 yıl önce; günler öncesinden
gazete yazılarıyla, hedef göstererek, provokasyonlarla katliamı hazırlayanlar
aydınlarımızı, “yaşasın şeriat” sloganları eşliğinde, yakarak
katletmiştir.
Ülkemizin aydınlık yüzü 33 canımızın
bilime, aydınlığa, cumhuriyet fikrine, seküler yaşama düşman Ortaçağ
zihniyetinin temsilcileri tarafından canice yakılarak aramızdan koparıldığı
Sivas-Madımak katliamı ne ilk ne de son katliamdır.
Çünkü
farklı inançları, kültürleri, kimlikleri bir zenginlik değil, tehdit olarak
gören tekçi-otoriter zihniyet yeni katliamlara davetiye çıkarmaya devam
etmiştir.
Sivas
Katliamı’ndan sonra 19 Aralık, Gazi, Roboski, Reyhanlı, Suruç başta olmak üzere
pek çok katliam yaşanmıştır. Milyonların eseri Gezi Direnişi’nde gençlerimiz
sokak ortasında katledilmiştir. Cumhuriyet tarihinin en büyük katliamı 10 Ekim
Ankara Gar Katliamı ile yüreğimize 103 bıçak daha saplanmıştır.
Yaşanan onca katliam gibi Sivas
katliamının da gerçek sorumlularının açığa çıkarılıp hesap sorulması
engellenmiştir.
Katliamda
maşa görevini yerine getiren katiller bile siyasi iktidar tarafından
kollanmıştır. Adresi, ikametgâhı belli olan firari sanıklar yıllarca
bulun(a)mamış! Katillerin avukatları mevcut siyasal iktidar tarafından
milletvekili yapılarak ödüllendirmiştir. İnsanlığa karşı işlenen suçlarda zaman
aşımı olamayacağı evrensel hukuk ilkesi ve bu ilkeye uygun olarak Türk Ceza
Kanunu’nda yer alan düzenleme yok sayılmıştır. Katliamın firari sanıkları zaman
aşımından yararlandırılmıştır.
Ne yazık ki aynı coğrafyada barış
içinde, kardeşçe bir arada yaşama zeminimizi hedef alanlar bugün de iş
başındadır.
Aradan
geçen 27 yıla rağmen 33 insanımızın canice yakılarak öldürülmesine hala katliam
demiyorlar. Tüm dünyanın gözü önünde yaşanan katliama “Sivas olayları”, katledilen
insanlara “vefat edenler” demeyi
sürdürüyorlar.
Sömürü,
haksızlık ve hukuksuzluk üzerine kurulu yönetimlerini baskı ve zora dayanarak
ayakta tutmaya çalışanlar toplumu daha fazla kutuplaştırmak, bölmek için
ellerinden geleni yapmaya devam ediyorlar.
Hayatımızın
her hücresinin ülkeyi karanlığa boğmak isteyen gerici yobaz zihniyetle
kuşatılmasına seyirci kalmamızı istiyorlar.
Aydınlıktan,
bilimden, laiklikten, seküler yaşamadan vazgeçmemizi, iktidarlarına biat eden kullara dönüşmemizi
istiyorlar.
Her
geçen gün daha çekilmez hale gelen baskı, zor ve sömürü düzenine teslim
olmamızı, insanlığa karşı işlenen katliamları unutmamızı bekliyorlar.
KESK olarak, yirmi yedinci yıl dönümü
vesilesiyle, Sivas Katliamı nezdinde yaşadığımız tüm katliamları bir kez daha
lanetleyip yaşamını yitiren insanlarımızı saygıyla anarken diyoruz ki:
Katliamlara, ölümlere alışmayacağız,
unutmayacağız, unutturmayacağız. Karanlığa teslim olmayacağız. Kutuplaştırma
siyasetine karşı zenginliğimiz olan farklılıklarımızı ısrarla ve inatla
koruyacağız.
“Dostluğu ve sevgiyi, onlarla birlikte
büyüsün, bütün dünyayı sarsın diye yeni doğmuş tüm bebeklerin yüreğine yazmak”
için;
Özgür, demokratik, laik bir ülkede barış içinde bir arada yaşam mücadelemize devam edeceğiz. Yaşadığımız katliamların hesabını barışın, kardeşliğin, emeğin ülkesini kurarak soracağız.
Yakup BATUR KESK Dönem Sözcüsü