Bir toprak parçası ki ,bir yer ki,bir ülke ki ,bir vatan ki yüzyıllara sığar verdiği mücadele . Malazgirt'te Romen Diojen'le yaptığımız savaşı kazanıp; içeri girdiğimiz günden bu güne kadar mücadelemiz hiç bitmemiş.Çoğu zaman dışarıdaki düşmanlarla bazen de içerideki düşmanlarla hep savaşmak hep güçlü olmak ve hep galip gelmek zorunda kaldık. Yenilsek bile başta ,sonrasında kazanan biz olduk.
Şükür 1071 yılından beri hâlâ Anadolu bizi sarıp sarmaladi.İyi ki de sarmaladı.Uğrunda ölünecek toprak ancak vatan olur .Ne diyor Mithat Cemal Kuntay şairimiz ;" Bayrakları bayrak yapan üzerindeki kandır.Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır"Allah bizi vatansız,bayraksız ve ezansız
bırakmasın.Bırakmaması için gözümüzü ,kulağımızı ,idrakimizi açsın.Çünkü koyun gibi sürü halinde yaşar;sadece zevklerimizin ,hazlarımızın peşinden koşan insanlar olursak, burayı bize yâr etmezler.Zaten asırlarca konan göçmüş,gelen gitmiş.Vatana sahip çıkarsak bizim olur .
Bir de ülkemiz adaletle idare ettiğimiz ,açlarımızı doğurduğumuz, yetimleri giydirdiğimiz işsize iş verdiğimizde ve de gözü yaşlı annelere güzel müjdeler verdiğimiz yer olursa daima güçlü oluruz.
Şimdi biraz tarih sayfalarında kısaca gezinelim.
1914 yılından başlayarak Kafkas cephesine 1917 yılına kadar Karadeniz'de Ruslar,Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da İngilizler sonra Fransızlar ve Ermeniler ,Ege'de Yunanlılar ,Akdeniz bölgesinde İtalyanlar , İstanbul'da boğazları İngilizler hatta Merzifon Samsun 'u gibi yerleri bile işgâl etmişler. Kısaca bize çok küçük bir toprak parçası bırakmışlar. Bundan önceki savaşları hatırlayalım.
Birinci Dünya savaşı sırasında; Çanakkale savaşlarında (1915 /1916) yıllarında binlerce okumuş yazmış gencimizi toprağa vermişiz.Tam 300 bin kişi olduğu söylenir.Mehmet Akif Çanakkale Şehitlerine yazdığı şiirinde;" Bu boğaz harbi nedir yoktur dünyada eşi
En keşif orduların yükleniyor dördü beşi "Hakikaten üstümüze çullanmışlar tabiri caizse bizi yutmak için.
Osmanlı ve Selçuklu dönemlerini de unutmayalım. Ne savaşlar yapıp ne hayatlar bu topraklar için son bulmuş ! Kısaca şu ülkenin her yerinde bin asırdır şehit kanı dolu ve biz bir mirasyediyiz.Bana göre kötü bir mirasyedi demeden geçemeyeceğim.
Bugün On Eylül'de Orhangazi de kurtuluş günü kutlanacak.Dün İzmir'de kutlandı ve sırayla bir çok il ve ilçede .En son İstanbul'un kurtuluşu ile son bulacak inşallah .Ve bizler 29 Ekim'de Cumhuriyet bayramımızı kutlayacağız büyük bir coşku ile .Tam iki yıl sonra yüz yıl olacak ne güzel bir duygu! .Bir asra neleri sığdırdık.
Tam olarak biz ,1897 Osmanlı Rus Savaşı,
1912'de Balkan savaşları, arkasından Birinci Dünya savaşı (1914/ 1919) ve son olarak Kurtuluş Savaşı'nda yedi düvele karşı can hıraş bir mücadele vermişiz.Bir çok toprak ve en önemlisi asker ve sivil ;bu topraklarda ve _kaybolan elimizden çıkan kocaman üç kıtada _ canını vermiş.Bir değil, iki değil tam yedi cephede savaşmış yiğitlerimiz.Her bir cephede yaşanan hikayelerden kocaman birer roman çıkar. Uzun bir müddet esaret altında kaldık ve bu topraklarda inanılmaz eziyetli günler yaşanmiş.
En son Misaki Milli sınırları içinde kalan bir alan tam olarak olmasa da şu an elimizde,Türkiye cumhuriyeti olarak .Koca imparatorluktan kalan bu mübarek toprakların kıymetini bilelim. Kerkük ve Musul o günlerde verilmek zorunda kaldı.Ayrıca Aklını, namusunu ,canını ,sevdiklerini kaybeden bir sürü hikaye tarih sayfalarında saklı kaldı çok azı kitaplara geçti belki. Bu konuda Halide Edip Adıvar ve Mehmet Usun İzmir'den Bursa'ya adlı kitabı alıp okumanızı ve gerekli yerlerini çocuklarınıza ,öğretmenler öğrencilerine mutlaka anlatmalı.Aliece ya da sınıf olarak mutlaka Çanakkale'ye ,Afyon'a gidilmeli ve bu topraklar yüz yıl önce nasıl ne şartlarda elimizde kaldı ve bizler bizi bu topraklardan atmak isteyenlere karşı nasıl donanım içinde olmalıyız anlatilmali.Japonlar her yıl öğrencilerini nasıl Hiroşima'ya görünüyorsa biz de savastığımız can verdiğimiz bu toprakları nasıl tekrar ,ne acılarla yurt yaptığımızı anlatmalı milli şuuru olan gençlik yetistirmeliyiz.
İşte böyle güzel ve kutsal bir şey bu Anadolu mücadelesi demeli aşk gibi sevda gibi tutku ile yurduna bağlı gençler yetiştirmeliyiz.Her fırsatta yurt dışına kaçmaya çalışan çocuklara ,gençlere; Atatürk'ün Gençliğe hitabesini hatırlatmalıyız.
Anadolu'yu bize tekrar yurt yapan başta büyük komutan Mustafa Kemal ve silah arkadaşları ve de adı sanı bilinmeyen toprağa canı kani ruhu ile karışmış binlerce şehitlerden Allah razı ve memnun olsun . Çünkü bu yurt, bu güzel yurt, eşi benzeri olmayan bu mübarek topraklar, bu cennet vatan ebeden bizim olsun diyorsak; su partizanlığı bırakıp sadece bu topraklar ,bu ülkenin güzel insanları ve de emek veren her bir ferdi için sahip çıkmalıyız.
Biz Türk'ü , Kürd'ü ,Laz'ı, Çerkez'i , Arnavut'u,Boşnak'ı ,Arab'ı ile Çanakkale'de omuz omuzaydık ve taa uzaklardan Afganistan dan ,Yemenden Hindistan'dan ,Irak'tan ,Suriye'den bize nakti yardımlar geldi. Bunun için ilk İslam birliğini kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk idi.Devlet liderlerine mektuplar yazdi.Bu konuda 15 yıl araştırma yapmış Sinan Meydan'in Atatürk ve Allah arasında adlı kitabında bulabilirsiniz. Ve de bugün bakın emperyalistler hepsini yerle bir etti .Sizce bütün bu devletlerin hepsinin işgali tesadüf olabilir mi ?Ben hiç sanmıyorum.Bir tarih meraklısıyım ve de şuurlu bir Türk vatandaşıyım diye düşünürüm kendimi .Yanılmış olma ihtimalimi tarih yorumcuları yapsın isterim.
Bakın İstihbarat daire başkanı Mahir Kaynak bir televizyon programında şunu demişti. "Bir gün Suriye söz konusu olduğunda asıl konu Türkiye'dir ."
Uyanalım lütfen ve de birlik olalım olalım ki; Rabbimizin tokatları daha fazla canımızı yakmasın .Bu yüzden milli şuur şart.Eğer tekrar bir kurtuluş savaşı istemiyorsak...Bu şuur her alanda olmalı ,olmalı ki tam bir kalkınma ve büyüme olsun.