logo yanı reklam

ERTUĞRUL ULUTEPE YAZDI TERAZİ NEDEN DENGESİZ?



Eklenme Tarihi: 19/02/2026

TERAZİ NEDEN DENGESİZ?

Adalet denildiğinde gözümüzün önüne bir terazi gelir. İki kefesi eşit, ortasında dimdik duran bir denge. O terazi; gücü, makamı, zenginliği değil hakkı tartmalıdır. Adaletin terazisi; kim olduğuna, nereden geldiğine, kimi tanıdığına bakmadan ölçmelidir. Çünkü adalet, bir toplumun omurgasıdır. Omurga eğrilirse beden ayakta kalamaz.

Peki adaletin terazisi nasıl işlemeli?

Önce hukukun üstünlüğü gerçekten üstün olmalı. Kişilere göre değişen değil, kurallara göre işleyen bir sistem kurulmalı. Mahkeme salonlarında kararlar kimliğe göre değil delile göre verilmeli. Devletin kurumları, siyasi görüşe göre değil liyakate göre şekillenmeli. Çünkü liyakat olmazsa adalet sadece bir kelime olarak kalır.

Türkiye’de adaletin terazisinin karşılığının olmadığını düşünenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Bunun sebebi yalnızca mahkeme kararları değil; hayatın her alanında hissedilen eşitsizlik duygusu. Aynı işi yapan iki insan arasında uçurum gibi maaş farkları varsa, torpille işe girenle yıllarca emek veren aynı kefeye konmuyorsa, insanlar adalete değil güce inanmaya başlar. İşte en tehlikelisi budur.

Özel sektörde maaş belirleyenlerin çoğu neden çalışanların daha fazla kazanmasını istemez? Çünkü sistem, emeğin değil sermayenin korunması üzerine kuruludur. Kâr maksimizasyonu, çoğu zaman insan onurunun önüne geçer. Oysa bir işletme yalnızca bilanço ile değil, çalışanının huzuruyla da büyür. Çalışan yoksullaşırken patron zenginleşiyorsa orada denge yoktur. Terazi bir tarafa yığılmıştır.

“Aslında Türkiye şahlanıyor” diyenler olabilir. Büyük projeler, dev yatırımlar, büyüme rakamları anlatılabilir. Ama perde arkasında milyonlarca insan açlık sınırının altında yaşam mücadelesi veriyorsa, asgari ücretle geçinmeye çalışan aileler ayın sonunu getiremiyorsa, gençler gelecek hayali kuramıyorsa o şahlanış toplumun tamamına ait değildir. Ekonomik büyüme, tabana yayılmadıkça sadece istatistik olur.

Başkanlık sistemiyle birlikte karar alma süreçleri hızlanmış olabilir; fakat hız, adalet üretmiyorsa toplumdaki güveni artırmaz. Güven yoksa yatırım da huzur da kalıcı olmaz. Çünkü adalet yalnızca mahkemede değil; pazarda, iş yerinde, okulda, sokakta da hissedilmelidir.

Benim ülkem; çalışkan insanları olan, üretme potansiyeli yüksek, genç nüfusu dinamik bir ülke. Ama gerçeklerle yüzleşmeden iyileşemeyiz. Açlık sınırı, kira fiyatları, işsizlik, gençlerin yurt dışına gitme arzusu… Bunlar görmezden gelinerek çözülmez.

Adaletin terazisi yeniden dengelenmeli. Bunun yolu; şeffaflık, hesap verebilirlik ve liyakatten geçer. Devlet güçlü olabilir; ama asıl güç, vatandaşın devlete güvenmesidir. O güveni sağlayan tek şey ise adalettir.

Terazi bir gün mutlaka dengeye gelir. Önemli olan; o gün gelene kadar susmak mı, yoksa hakkı savunmak mı tercih edileceğidir. Çünkü adalet, talep edilmezse verilmez.

Hoşçakalın 

Ertuğrul ULUTEPE