
Sessiz Bir Yoksulluğun Ardında Kayıp Nesiller
Samsun’un sokaklarında, özellikle İlkadım ve Atakum’da sessiz ama derin bir çöküş yaşanıyor.
Gençlerimiz…
Üniversite öğrencilerimiz…
Hayatlarının en üretken, en umut dolu döneminde olmaları gerekirken, bugün birçoğu geçim derdiyle boğuşuyor.
Kira, yemek, ulaşım derken yaşam yükü gençlerin omuzlarına çökmüş durumda. Kimisi geçimini sağlamak için tehlikeli yollara sapıyor, kimisi inancını değil ama çaresizliğini satarak yabancı kurumların kapısını çalıyor. Birkaç yüz dolar için kimliğini, değerlerini ve geleceğini riske atan bir gençlik tablosu ile karşı karşıyayız. Çünkü artık “başka çare” kalmadığına inanıyorlar.
Devlet bursları yetersiz, iş olanakları sınırlı, barınma krizi dayanılmaz boyutlarda.
Peki sormak gerekmez mi:
Bir gencin onuru kaç dolara satılır?
Bu tablo yalnızca ekonomik bir sorun değil, ahlaki ve sosyal bir yıkımın da göstergesi. Uyuşturucu kullanımı ve ticareti gençler arasında giderek yayılıyor. Mahalle aralarında, okul çevrelerinde, hatta yurt kapılarında bile bu karanlık düzen kol geziyor.
Yetkililer her zaman aynı cümleleri kuruyor:
“Takipteyiz, mücadele ediyoruz.”
Ama sahada görülen tablo, söylenenle örtüşmüyor. Uyuşturucunun ve yoksulluğun kol gezdiği mahallelerde ne bir gençlik evi var, ne bir sosyal destek merkezi. Kanunlar caydırıcılığını yitirmiş, cezalar göstermelik hale gelmiş.
Bir genç yakalanıyor, birkaç hafta sonra aynı sokakta tekrar görülüyor.
Bu yalnızca bireyin değil, sistemin çöküşüdür.
Artık cezalandırmaktan çok korumayı konuşmamız gerek.
Gençleri suça sürükleyen sebepleri ortadan kaldırmadıkça hiçbir yasa işe yaramaz. Eğitim, istihdam, barınma, psikolojik destek… Bunlar olmadan toplumun temeli sarsılır.
Samsun gibi genç nüfusu yüksek bir şehirde bu gidişat, geleceğe dair ciddi bir alarm veriyor.
Her kaybedilen genç, aslında bu ülkenin geleceğinden kopan bir parçadır.
Artık görmezden gelmeyi bırakmalıyız.
Gençlerin suça değil, umuda tutunması için hepimizin sorumluluk alması gerekiyor. Devletin, belediyelerin, sivil toplumun, ailelerin...
Çünkü unutmayalım:
Bir toplum, gençliğini kaybederse geleceğini de kaybeder.
Yazının devamı gelecek
Sonra ki yazımda para karşılığında kiliselere giden gençler ve Üniversiteli genç kızlarımızın para karşılığında bedenlerini pazarlaması....
Hoşçakalın...
Ertuğrul ULUTEPE