
Samsun’da hukuk, şehircilik ve siyaset üçgeninde yaşananlar artık sıradan bir idari tartışmanın ötesine geçmiş durumda. Özellikle Citymall Atakum AVM üzerinden yürüyen süreç, adeta kamu yönetiminin çelişkilerle dolu bir aynası hâline gelmiş durumda.
2018 yılında ruhsat verilirken herhangi bir sorun görülmeyen bir proje… Aynı kurumların, aynı idari mekanizmaların onayından geçmiş bir yatırım… Ancak ne hikmetse 2019 yılına gelindiğinde, henüz inşaat devam ederken bir anda “sorunlu” hâle geliyor. Bu noktada Atakum Belediyesi’nin siyasi yapısındaki değişimle birlikte sürecin yön değiştirmesi, kamuoyunda ister istemez “hukuk mu işliyor, siyaset mi?” sorusunu gündeme getiriyor.
Daha da dikkat çekici olan ise şu: Süreç içinde yeniden uzlaşmalar sağlanıyor, inşaat devam ediyor, eksiklikler görmezden geliniyor ve nihayetinde 2020’de açılış yapılıyor. Yani ortada bir “kaçak” varsa, bu kaçak açılışa kadar nasıl görmezden geliniyor? Eğer yoksa, bugün neden kapatma kararı gündeme geliyor?
İşin en can alıcı noktası da tam burada başlıyor.
Aynı şehirde, Sheraton Grand Samsun Hotel için yıllardır konuşulan ruhsat tartışmaları neden aynı hassasiyetle ele alınmadı? Ya da Samsun Piazza AVM hakkında dile getirilen benzer iddialar neden aynı hukuki refleksi doğurmadı? Eğer ortada bir hukuk varsa, bu hukuk herkese eşit uygulanmak zorunda değil midir?
Bir başka örnek… Canik Viyadüğü projesinde mahkeme kararlarına rağmen devam eden uygulamalar. Burada mahkeme kararları neden “esnetilebilir” görülürken, başka bir projede kesin ve bağlayıcı kabul ediliyor?
Bu tablo, vatandaşın zihninde tek bir soruya dönüşüyor:
Hukuk gerçekten tarafsız mı, yoksa duruma göre şekil mi değiştiriyor?
Yerel yönetimler açısından bakıldığında, asıl problem hatayı kabul etmemek. Oysa kamu yönetiminde en büyük erdemlerden biri şeffaflık ve hesap verebilirliktir. Eğer bir yanlış yapıldıysa, bunun sorumluluğunu almak gerekir. Ancak bugün gelinen noktada, hatalar zinciri kabul edilmek yerine, tüm yük yargı kararlarının arkasına bırakılmış gibi görünüyor.
Oysa mesele sadece bir AVM meselesi değil. Mesele, şehirde yaşayan insanların adalete olan güvenidir. Bugün Citymall üzerinden tartışılan konu, yarın başka bir yatırım, başka bir mahalle ya da başka bir vatandaşın hakkı olabilir.
Bu yüzden soruyu bir kez daha sormak gerekiyor:
Hukuk kime göre işliyor? Herkes için mi, yoksa bazıları için mi?
Eğer bu soruya net ve vicdanları tatmin eden bir cevap verilemiyorsa, ortada sadece bir ruhsat sorunu değil, çok daha büyük bir güven krizi var demektir.
Hoşçakalın
Ertuğrul ULUTEPE