
Samsun Kime Hitap Ediyor, Kimleri Zorluyor?
Samsun, Karadeniz’in gözbebeği… Denizle toprağın, tarımla ticaretin, sanayiyle limanın iç içe geçtiği bir şehir. Ancak bugün Samsun’da yaşamak, eskisinden çok daha fazla sorgulanır hâle geldi. Şehir büyüyor gibi görünüyor; AVM’ler dolu, çarşılar kalabalık. Fakat bu görüntü, refahın arttığı anlamına mı geliyor, yoksa sadece geçim telaşının kalabalığı mı?
Önce şu soruyu sormak gerekiyor: Samsun bugün daha çok kimlere hitap ediyor?
Sabit geliri olan memurlara, emeklilere ve ailesinden destek alanlara mı? Yoksa üretmek isteyen, sanayide ya da tarımda tutunmaya çalışan gençlere mi? Ne yazık ki mevcut tablo, ikinci grubun her geçen gün daha fazla zorlandığını gösteriyor.
Sanayi Var, Nitelikli İstihdam Yok
Samsun’un sanayi potansiyeli kâğıt üzerinde güçlü. Organize sanayi bölgeleri, lojistik avantajlar, liman ve ulaşım imkânları… Ancak işin pratiğinde ciddi bir sorun var:
Kalifiye eleman eksikliği.
İşveren “eleman bulamıyoruz” derken, gençler “iş bulamıyoruz” diyor. Bu çelişki, mesleki eğitimin sanayiyle örtüşmemesinden, ücretlerin beklentiyi karşılamamasından ve uzun vadeli kariyer planlarının sunulamamasından kaynaklanıyor.
Maaşlar Var Ama Yetmiyor
Bugün Samsun’da asgari ücret ya da biraz üzeri maaşlarla geçinmek neredeyse imkânsız hâle geldi.
Kira, gıda, ulaşım ve eğitim giderleri artarken maaşlar aynı hızda yükselmiyor. Gelir-gider dengesi bozuldukça, şehirde yaşamak bir mücadeleye dönüşüyor. İnsanlar çalışıyor ama ay sonunu getiremiyor.
Tarım Yapılıyor Ama Kazanç Yok
Samsunlu’nun önemli bir kısmı hâlâ tarımla uğraşıyor. Ancak tarım artık geçim kapısı olmaktan çıkma noktasına gelmiş durumda.
Mazot, gübre, tohum ve ilaç maliyetleri artarken ürün fiyatları yerinde sayıyor. Bu da şunu gösteriyor:
Ekonomik denge sadece şehir merkezinde değil, köyde de bozulmuş durumda.
Kalabalık Var, Alım Gücü Yok
AVM’ler ve çarşılar dolu. Fakat vitrinlere bakan gözlerle kasaya yürüyen ayaklar aynı kişiye ait değil. Herkes “en ucuzu nerede” diye dolaşıyor. Harcama değil, hayatta kalma alışverişi yapılıyor. Bu kalabalık, refahın değil sıkışmışlığın göstergesi.
Peki Bu En Kötü Dönem mi?
Samsun, tarih boyunca zor dönemler yaşadı. Ancak bugün yaşanan sorunların en can yakıcı tarafı, sessizlik.
Sorunlar biliniyor ama yüksek sesle konuşulmuyor. Geçim derdi bireysel bir meseleymiş gibi ele alınıyor. Oysa bu tablo, bireysel değil; yapısal bir ekonomik sorunun yansıması.
Sonuç olarak Samsun bugün, yaşaması giderek zorlaşan bir şehir hâline geliyor. Potansiyeli büyük ama yönü belirsiz.
Asıl soru şu:
Bu sessizlik daha ne kadar sürecek ve Samsun, sahip olduğu imkânları halkının refahına ne zaman dönüştürebilecek?
Hoşçakalın
Ertuğrul ULUTEPE