
İran’daki Yangın, Türkiye’ye Sıçrar mı?
Ortadoğu bir kez daha kaynıyor. İran’da haftalardır süren hükümet karşıtı gösteriler, artık “geçici toplumsal tepki” sınırını aşmış durumda. Sokaklarda artan şiddet, can kayıpları ve durmayan protestolar, İran’ın istikrarsızlığa doğru sürüklendiğini gösteriyor. Asıl soru şudur: Bu karışıklık yalnızca İran’ı mı ilgilendiriyor, yoksa sırada bölge mi var?
Cevap nettir: Ortadoğu’da hiçbir kriz, sınırları içinde kalmaz.
Trump’ın “Yardım” Mesajı Ne Anlama Geliyor?
ABD’nin başkanı Donald Trump’ın “İran halkına yardım” söylemi, masum bir demokrasi çağrısı değildir. Washington dilinde “yardım”, çoğu zaman rejim değişikliği, ekonomik kuşatma ve vekalet savaşları anlamına gelir. Irak’ta, Libya’da, Suriye’de gördük.
Sonuç; demokrasi değil, yıkım ve parçalanma oldu.
Trump’ın şifreli mesajı şudur:
“İran’daki ateşi büyütmeye hazırız.”
Bu, doğrudan askeri müdahale olmayabilir. Ama sosyal medya operasyonları, ekonomik baskılar, muhalif gruplara örtülü destek ve istihbarat faaliyetleriyle İran’ın içten çökertilmesi hedefleniyor olabilir.
İç Savaş Kimin İşine Yarıyor?
İran’ın iç savaşa sürüklenmesi;
ABD’nin, bölgedeki en büyük rakiplerinden birini zayıflatmasına,
İsrail’in, İran tehdidini sınırlarının çok ötesinde boğmasına,
Küresel enerji lobilerinin, petrol ve gaz piyasalarını yeniden dizayn etmesine hizmet eder.
Parçalanmış bir İran; güçlü bir devlet değil, kontrol edilebilir bir alan demektir. Tarih bunu defalarca ispatladı.
Türkiye Bu Denklemin Neresinde?
Türkiye için İran’da yaşananlar uzak bir haber değildir. Olası bir iç savaş;
Milyonlarca yeni göç dalgası,
Sınır güvenliğinde artan riskler,
Terör örgütlerinin hareket alanı bulması,
Mezhep ve etnik fay hatlarının kaşınması anlamına gelir.
Daha da önemlisi: İran’ın zayıflaması, sıradaki hedefin Türkiye’yi çevreleme stratejisi olabileceğini gösterir. Bugün İran, yarın başka bir bölge… Harita değişir, senaryo değişmez.
Türkiye Ne Yapmalı?
Türkiye, duygusal değil stratejik davranmalıdır.
Sınır güvenliği en üst seviyeye çıkarılmalı,
İstihbarat ve siber güvenlik alanlarında teyakkuz artırılmalı,
Bölgesel diplomasi güçlendirilerek çatışmanın yayılması önlenmeli,
“Dış destekli iç karışıklık” senaryolarına karşı devlet refleksi diri tutulmalıdır.
Unutulmamalıdır ki; Ortadoğu’da güçlü kalmanın bedeli, her an hazırlıklı olmaktır.
Bugün İran sokaklarında yanan ateş, yarın başka bir kapıyı çalabilir. Türkiye’nin yapması gereken, yangını izlemek değil; rüzgârın yönünü doğru okuyup, kendi evini sağlam tutmaktır.
Hoşçakalın
Ertuğrul ULUTEPE