
Emniyet Mensuplarının Çığlığı: Görülmeyen Bir Kriz
2025 yılı Türkiye açısından acı bir tabloyu gözler önüne serdi. Resmî açıklamalara yansımayan, kamuoyu gündemine yeterince taşınmayan bir gerçek var: Emniyet teşkilatında şimdiye kadar görülmemiş bir intihar ydalgası yaşanıyor.
Yıl bitmeden, iddialara göre 73 aktif görevde, 11 emekli emniyet mensubu yaşamına son verdi.
Bu sayı, yalnızca kuru bir istatistik değil. Her birinin arkasında bir aile, bir hayat, bir dram var. Daha önemlisi, bu tablo bize teşkilat içinde büyüyen yapısal bir sorunu işaret ediyor.
Bu İntiharlar Neden Artıyor?
Bir polis memurunun hayatına son vermesi, sıradan bir olay değildir. Devleti ayakta tutan güvenlik birimlerinde yaşanan her kriz, toplumdaki tüm dengeleri etkiler. Peki, son yıllarda bu dramatik artışın temel nedenleri neler?
1. Aşırı ve düzensiz çalışma saatleri
Haftalık 40 saat çalışması gereken polis, çoğu zaman 70–90 saati bulan mesailere zorlanıyor.
Günlerce eve gidemeyen, uykusuz, yorgun, bıkkın bir personelden sağlıklı bir toplum düzeni beklemek gerçekçi değil.
2. Yetersiz maaş ve gasp edildiği söylenen mesai ücretleri
Emniyet mensuplarının maaşları günümüz ekonomik koşullarında geçinmekte zorlanıyor.
Dahası, mesai ücretlerinin ödenmemesi veya farklı adlar altında kesilmesi, teşkilatta büyük bir kırgınlık yaratıyor.
“Devlet için canını ortaya koyan birinden tasarruf edilir mi?” sorusu artık toplumda yüksek sesle soruluyor.
3. Mesleki baskı, mobbing ve psikolojik destek eksikliği
Polislik dünyanın her yerinde stresli bir görevdir. Ancak Türkiye’de bu yükü hafifletecek sistemler çalışmıyor.
Psikolojik destek birimleri yetersiz, personel sayısına göre uzman desteği neredeyse yok denecek kadar az.
Birçok intihar vakasının öncesinde “yardım isteyememe” sorunu var.
4. Kurumsal değer kaybı ve adalet duygusunun zedelenmesi
Personelin önemli bir bölümü, kariyer planlamasında adalet eksikliğinden, liyakatsiz atamalardan ve yönetsel keyfiyetten şikâyet ediyor.
Bir teşkilatta “emeğin karşılık bulmaması”, moral çöküşünün en güçlü nedenlerinden biridir.
Haklar Yeniden Düzenlenmeli: Bu Bir Lütuf Değil, Devletin Görevi
Bugün polis intiharlarını konuşuyorsak, bu yalnızca bireysel dramlar değil; kurumsal alarmdır.
Bu tabloyu görmezden gelenlerin yarın sağlayacağı bir güvenlik de kalmayacaktır.
Emniyet mensuplarının hakları acilen yeniden düzenlenmelidir:
Mesai sistemi şeffaf ve yasal zemine oturtulmalı
Mesai ücretleri tam ve eksiksiz ödenmeli
Maaşlar enflasyona karşı gerçekçi seviyeye yükseltilmeli
Psikolojik destek birimleri güçlendirilmeli
Atamalarda adalet ve liyakat esas hale getirilmeli
Personelin sosyal yaşamı, aile düzeni ve sağlığı gözetilmeli
Unutmayalım:
“Devlet, polisinin yorgunluğundan sorumludur.”
Her intihar bir haykırıştır.
Duyana değil, duymak isteyene mesaj taşır.
Bugün bu çığlığın sahibi, gecesini gündüzüne katan, suçla mücadelede ön safta duran, kimi zaman alay edilen, kimi zaman görmezden gelinen emniyet mensuplarımızdır.
Onların haklarını teslim etmek bir lütuf değil, toplumsal barışın sigortasıdır.
Türkiye, bu sessiz çığlığı duymak zorundadır.
Hoşçakalın
Ertuğrul ULUTEPE