logo yanı reklam

Ertuğrul ULUTEPE yazdı CHP'de İç Hesaplaşma ve Siyasetin Çıkmazı



Eklenme Tarihi: 22/07/2026

CHP'de İç Hesaplaşma ve Siyasetin Çıkmazı

Cumhuriyet Halk Partisi'nde (CHP) "mutlak butlan" tartışmalarıyla başlayan süreç, artık yalnızca hukuki bir mesele olmaktan çıkmış; partinin geleceğini, birlik ve bütünlüğünü doğrudan etkileyen siyasi bir krize dönüşmüştür. Bu sürecin ortaya çıkmasına neden olan gelişmeler, CHP'nin kendi içinde ciddi bir hesaplaşma yaşadığını göstermektedir.

Öncelikle şunu ifade etmek gerekir ki, Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlık dönemini, yönetim anlayışını ve üst üste kaybedilen seçimleri başarılı bulmuyorum. Ancak kendi değerlendirmeme göre, Kılıçdaroğlu döneminde CHP'nin kurumsal kimliği; belediyeler üzerinden gündeme gelen yolsuzluk, usulsüzlük ve rüşvet iddialarıyla bugünkü ölçüde anılmıyordu.

Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel'in parti yönetiminde etkili olduğu yeni dönemde ise CHP, kamuoyunda sıkça tehdit, şantaj, usulsüzlük ve parti içi kriz iddialarıyla tartışılır hale gelmiştir. Bu durum, partinin siyaset üretmek yerine kendi iç mücadeleleriyle gündeme gelmesine neden olmaktadır.

Dikkat çeken bir diğer husus ise, geçmişte Kemal Kılıçdaroğlu'nun cumhurbaşkanı adaylığını büyük coşkuyla destekleyen ve alkışlayan isimlerin bugün en sert muhalifleri haline gelmiş olmasıdır. Siyasi tutarlılık, günü kurtaran pozisyon değişikliklerinden çok daha değerlidir.

CHP'nin mevcut yönetiminin olağan demokratik yollarla yeniden güven tazelemek yerine kurultay sürecinden kaçındığı ve bunun parti içinde ayrışmayı derinleştirdiği yönünde ciddi eleştiriler bulunmaktadır. Bu tablo, en fazla CHP seçmenini ve Türkiye'deki muhalefet siyasetini yıpratmaktadır.

Benim değerlendirmeme göre, Özgür Özel ve ekibinin seçimlerde ulaşabileceği oy potansiyeli sınırlıdır. Bunun gerçekleşmesi halinde en büyük siyasi kazancı iktidar partisi elde edecektir. 2023 genel seçimleri ile 2024 yerel seçimlerinde yaşanan siyasi dengeler, muhalefet içindeki bölünmelerin seçim sonuçlarını nasıl etkileyebileceğini göstermiştir.

Ayrıca, mevcut CHP yönetiminin yürütülen bazı siyasi süreçlerde yanlış tercihler yaptığı ve ülkeyi yeni siyasi krizlere sürüklediği kanaatindeyim. Siyasette kişisel ikbal değil, milletin menfaati esas alınmalıdır.

Sonuç olarak, CHP'de yaşanan kriz yalnızca bir koltuk mücadelesi değildir. Bu süreç, partinin geleceğini ve Türk siyasetinin dengesini doğrudan etkilemektedir. Gerçek Atatürkçülerin ve Cumhuriyet değerlerine bağlı seçmenlerin gelişmeleri sağduyuyla değerlendireceğine inanıyorum.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun da artık parti içindeki tartışmaların sona ermesi ve CHP'nin önünü açması adına görevi devrederek aktif siyasetten çekilmesinin doğru olacağı kanaatindeyim.

Hoşçakalın 

Ertuğrul ULUTEPE