logo yanı reklam

Ertuğrul Ulutepe yazdı Cevapsız Soruların Gölgesinde CHP



Eklenme Tarihi: 10/06/2026

Cevapsız Soruların Gölgesinde CHP

Türk siyasetinde bazı tartışmalar vardır ki üzerinden yıllar geçse de etkisini kaybetmez. Çünkü o tartışmalar sadece siyasi partilerin iç meseleleri değil, aynı zamanda milyonlarca vatandaşın umutlarını, beklentilerini ve geleceğe dair tercihlerini de doğrudan etkiler. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi'nde yaşanan kurultay tartışmaları, parti yönetimine yönelik yolsuzluk iddiaları ve parti içi hesaplaşmalar tam da böyle bir sürecin yeniden gündeme gelmesine neden oluyor.

Aslında yaşananlar yeni değil. Yıllardır CHP içerisinde çeşitli grupların etkisinden, parti içindeki yapılanmalardan ve bazı isimlerin partiye zarar verdiğinden söz edildi. Hatta dönemin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve çevresindeki isimler tarafından zaman zaman "Parti içindeki FETÖ'cülerden ve hırsızlardan hesap sorulacak" yönünde sert açıklamalar yapıldı.

Bugün dönüp geriye baktığımızda cevap bekleyen temel bir soru ortada duruyor: Kimdi bu kişiler?

Eğer gerçekten parti içerisinde FETÖ ile bağlantılı olduğu düşünülen veya yolsuzluk yaptığı iddia edilen isimler vardıysa neden kamuoyuna açıklanmadılar? Daha da önemlisi, bu kişiler partinin en kritik noktalarına nasıl gelebildiler? Milletvekili aday listelerine kimler tarafından konuldular? Belediyelerde, il ve ilçe teşkilatlarında görev almalarına kimler onay verdi?

Bir siyasi partinin yönetimi, kendi kadrolarını tanımak ve denetlemek zorundadır. Eğer yıllarca birlikte çalışılan insanlar sonradan suçlanıyorsa, bu durum sadece suçlanan kişiler açısından değil, onları o görevlere taşıyanlar açısından da ciddi bir sorgulamayı beraberinde getirir.

Bu sorgulamanın ikinci ayağı ise 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimleridir.

Seçim öncesinde kamuoyunda farklı adayların daha güçlü olduğu yönünde çok sayıda değerlendirme yapılırken, CHP yönetimi ve Kemal Kılıçdaroğlu kendi adaylığında ısrarcı oldu. O dönem birçok gazeteci, akademisyen ve hatta parti tabanından isimler "Toplumun istediği aday neden değil?" sorusunu gündeme getirdi. Ancak bu eleştiriler dikkate alınmadı.

Sonuç ortada. Seçim kaybedildi.

Kaybedilen sadece bir seçim değildi. İktidar değişikliği bekleyen milyonlarca insanın umudu, beklentisi ve geleceğe dair hayalleri de büyük ölçüde zarar gördü. Ardından CHP içerisinde başlayan değişim tartışmaları, kurultay süreci ve bugün hâlâ devam eden iç çekişmeler, aslında o dönemde alınan kararların doğal sonucu olarak ortaya çıktı.

Şimdi cevap bekleyen başka sorular da var.

Kemal Kılıçdaroğlu çevresindeki isimler tarafından mı yanıltıldı? Kazanmak adına riskli siyasi ortaklıklar mı kuruldu? Yoksa bütün bu tercihler bilinçli ve planlı bir stratejinin ürünü müydü?

Eğer yanıltıldıysa, yıllarca birlikte çalıştığı insanların gerçek niyetlerini neden göremedi? Eğer her şeyin farkındaysa, o isimlerle neden çalışmaya devam etti?

Siyasette başarı kadar hesap verebilirlik de önemlidir. Çünkü demokratik sistemlerde siyasi liderler yalnızca başarılarıyla değil, yanlış kararlarıyla da değerlendirilirler. Özellikle milyonların kaderini etkileyen tercihler söz konusu olduğunda, cevapsız bırakılan sorular zamanla ortadan kalkmaz; tam tersine büyüyerek geri döner.

Bugün CHP'de yaşanan her yeni tartışma, geçmişte verilen kararların ve açıklanmayan gerçeklerin yeniden sorgulanmasına neden oluyor. Siyasi tarih göstermiştir ki, üzeri örtülen sorunlar çözülmez; sadece ertelenir.

Ve ertelenen her hesaplaşma, günü geldiğinde çok daha ağır sorularla geri döner.