logo yanı reklam

Ertuğrul Ulutepe yazdı Aynı İktidar, Aynı Sözler: 20 Yılın Muhasebesi



Eklenme Tarihi: 28/12/2025

Aynı İktidar, Aynı Sözler: 20 Yılın Muhasebesi

Türkiye’de siyaset, son yıllarda tuhaf bir döngüye girmiş durumda. İktidar, yirmi yıl önce verdiği sözleri bugün yeniden veriyor. Üstelik bunu yaparken, sanki bu ülkeyi son yirmi dört yıldır başka bir siyasi yapı yönetmiş gibi davranıyor. Oysa gerçek ortada: İktidar değişmedi, sadece vaatler eskidi; sorunlar ise derinleşti.

Eğer bugün hâlâ “enflasyonu düşüreceğiz”, “eğitimi düzelteceğiz”, “tarımı ayağa kaldıracağız”, “gençlere umut olacağız” deniliyorsa, şu soruyu sormak kaçınılmazdır:

Bu vaatler neden daha önce yerine getirilmedi?

Cumhur İttifakı döneminde ekonomi, rakam oyunlarıyla ayakta tutulmaya çalışıldı. Enflasyon vatandaşın mutfağında hissedilirken, resmî söylemlerle gerçek hayat arasındaki makas giderek açıldı. İş dünyası üretimle değil, kredilerle ayakta kalmaya zorlandı. Sanayi çarkları borçla dönerken, tarım kaderine terk edildi. Çiftçi toprağıyla değil, bankayla muhatap oldu.

Eğitim sistemi ise neredeyse her bakan değişiminde yeniden şekillendirildi. İstikrar değil, belirsizlik üretildi. Sonuçta gençlik, diplomaya rağmen işsiz; çalışsa bile güvencesiz. Bugün gençler bu ülkede hayal kurmaktan çok, gitmenin yollarını arıyor. Bu bir bireysel tercih değil, toplumsal bir alarmdır.

Sağlıkta “her yere hastane yaptık” söylemi, randevu alamayan hastaların evlerinde çaresizce beklediği gerçeğini örtmeye yetmiyor. Binalar var, sistem aksıyor. Tedavi gecikiyor, hastalık ilerliyor, bedelini yine vatandaş ödüyor.

Emekliler ise adeta görünmez kılınmış durumda. Asgari ücret artışı iş dünyasının “insafına” bırakılırken, emekli zammının kimin insafına bırakıldığı sorusu cevapsız kalıyor. Yıllarca çalışmış, prim ödemiş insanlar bugün geçinemiyor. Bu bir ekonomik tercih değilse, nedir?

Daha vahimi ise sosyal çöküştür. Uyuşturucu kullanım yaşının 12’ye kadar düştüğü bir toplumda sorumluluk sadece ailelere mi aittir? Koruyucu sosyal politikalar nerede? Eğitim, spor, kültür, sosyal destek mekanizmaları neden işlemez hâlde?

Fuhuşa sürüklenen genç kızların, yoksulluğa itilen çocukların, umutsuzluğa mahkûm edilen gençlerin vebali kimin üzerindedir? Bu sorular ahlaki olduğu kadar siyasidir de. Çünkü bu tablo tesadüf değil, uzun yılların birikmiş sonuçlarıdır.

Bugün iktidar, yeniden umut satmaya çalışıyor. Ancak toplum artık vaat değil, hesap görmek istiyor. Aynı sözleri tekrar etmek, geçmişi unutturmaz. Aksine, hatırlatır.

Türkiye’nin ihtiyacı yeni sloganlar değil; samimi bir yüzleşme, adil bir yönetim ve gerçek bir değişimdir. Ve bu değişim, ancak sorumluluk almaktan kaçmayan bir siyaset anlayışıyla mümkündür.

Hoşçakalın 

Ertuğrul ULUTEPE