
Atatürk’ü Anlamak ve Emanetine Sahip Çıkmak
Mustafa Kemal Atatürk’ü anlamak, sadece bir fotoğrafa bakmak, bir törene katılmak, ya da bir günlüğüne çelenk bırakmak değildir. Atatürk’ü anlamak; onun fikirlerini, hedeflerini, mücadele azmini ve millet sevgisini kavrayabilmektir. Cumhuriyet’i kurarken çizdiği yol haritası, hâlâ bu ülkenin en aydınlık pusulasıdır.
Bugün bir kesim var ki, Atatürk’ü anlamadan, araştırmadan, hatta tarihsel gerçekleri bilmeden eleştirmeye kalkıyor. Kimi geçmişe takılıp kalmış bir ideolojik öfkeyle, kimi de dış güçlerin ağzından konuşarak Atatürk’e saldırıyor. Çünkü Atatürk; kendi menfaatleriyle, karanlık düzenleriyle, sömürü zihniyetleriyle çatışan bir liderdi. O, milletin egemenliğini saraylardan, imparatorluklardan, dışa bağımlılıktan alıp halka vermişti. İşte bu yüzden, Atatürk düşmanlığı aslında halk düşmanlığıdır.
Atatürk’ü sevmeyenlerin ortak noktası; özgür düşünceden, laiklikten, eşitlikten korkmalarıdır. Onlar, halkın bilinçlenmesinden rahatsız olanlardır. Kadının eğitimde, siyasette, iş yaşamında var olmasından korkanlardır. Bilimi, sanatı, sorgulamayı tehdit sayanlardır.
Oysa Atatürk, “Beni görmek demek, yüzümü görmek değildir; fikirlerimi, duygularımı anlamak demektir.” diyerek, en büyük mirasının düşünce olduğunu açıkça belirtmiştir. Onu anlamak, Cumhuriyet’in değerlerine sahip çıkmak, çağdaş, akılcı ve adaletli bir Türkiye’yi savunmaktır.
Bugün görevimiz, bu emaneti korumak ve geleceğe taşımaktır. Çünkü Atatürk’ü anlamak bir tercih değil, bu topraklarda özgür yaşamak isteyen her vatandaşın sorumluluğudur.
Unutmayalım:
Atatürk’ü anlamayanlar, aslında Türkiye’yi anlamayanlardır.
Ve bu millet, kendi liderine sahip çıktıkça asla yolunu kaybetmeyecektir.
10 Kasım, yalnızca bir anma günü değil; bir milletin kalbinde ölümsüzleşen liderine duyduğu sonsuz sevgi ve minnetin ifadesidir. Ruhun şad olsun Atam, emanetin emin ellerdedir.
Ertuğrul ULUTEPE