logo yanı reklam

Ertuğrul Ulutepe Yazdı Rakamlarla mı Gerçeklerle mi Yaşıyoruz?



Eklenme Tarihi: 03/11/2025

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Ekim ayı enflasyon verilerini açıkladı:

Aylık %2,55, yıllık %32,87.

Kâğıt üzerinde tablo bu. Peki, gerçek hayatın tablosu nasıl?

Sokakta, pazarda, markette, manavda, kirada… Vatandaşın cebinden çıkanla TÜİK’in açıkladığı oranlar arasındaki fark artık bir uçurumu andırıyor. Herkesin dilinde aynı cümle: “Bu enflasyon bizde yok, biz daha fazlasını hissediyoruz.”

Hissedilen Enflasyon

Bir vatandaşın maaşı yıl başından bu yana %30 artmış olabilir ama o vatandaşın kiraya, markete, enerjiye, ulaşıma verdiği para aynı dönemde %70-80 artmış durumda. Yani resmi enflasyon “32,87” diyor ama mutfak enflasyonu, kiracı enflasyonu, emekli enflasyonu bambaşka bir dünyada yaşıyor.

TÜİK’in hesapladığı sepetteki ürünler belki ortalama bir Türkiye’yi temsil ediyor olabilir. Fakat o “ortalama” vatandaş artık yok. Çünkü herkesin harcama kalemi farklı; biri için enflasyonun adı ekmek, diğeri için kira, bir başkası için doğalgaz faturası.

Gerçek Enflasyon Cebimizde

Kuru rakamlarla insan yaşamını ölçmek kolaydır ama gerçeği anlatmaz. Vatandaş cebine baktığında, maaşının ayın ortasında tükendiğini, aldığı etin yarım kiloya düştüğünü, çocuklarının okul masrafını zor karşıladığını görüyor.

İşte o zaman soruyoruz:

Gerçek hangisi? TÜİK’in açıkladığı mı, yoksa vatandaşın yaşadığı mı?

Ekonomi Güvenle Ölçülür

Rakamlarla oynayarak güveni yeniden inşa etmek mümkün değildir. Çünkü güvenin temeli gerçeği paylaşmaktır. İnsanlar açıklanan verilere değil, alışveriş torbasının doluluk oranına bakıyor artık.

Bir ülkenin en büyük ekonomik değeri güven duygusudur. Eğer vatandaş açıklanan rakama değil, kendi mutfağına inanıyorsa, orada ekonomi değil, inanç krizi yaşanıyordur.

TÜİK rakamları belki defterde doğrudur, ama hayat defterinde yazan başka bir gerçek var:

Enflasyon istatistikte değil, mutfakta ölçülür.

Gerçek, cebinde hissedilendir.

Kalın Sağlıcakla...

Ertuğrul Ulutepe