
Cumhuriyet Bayramı öncesi Samsun’da hummalı bir hazırlık vardı. Şehrin kalbi, kurtuluşun simgesi, tarihimizin sessiz tanığı Samsun’un simgesi Onur Anıtı… Her yıl olduğu gibi bu yıl da bayram öncesinde çevresinde temizlik ve düzenleme çalışmaları başlatıldı. Onur Anıtını temizleyen yetkililer, “Anıtın tarihi dokusuna zarar vermeden, titizlikle çalışıyoruz” dedi.
Kulağa gayet güzel geliyor, değil mi?
Ne var ki, görünen o ki işler açıklamalardaki kadar özenli yürümemiş. Çünkü bayramdan bir gece önce, bu ülkenin en kıymetli simgelerinden biri tazyikli suyla yıkanmış. Evet, “temizlenmiş” değil, yıkanmış! Bronz bir heykelin yüzeyine tazyikli su tutmanın ne kadar sakıncalı olduğunu bilmek için uzman olmaya gerek yok. Bu yöntem, metalin yüzeyinde aşınma, lekelenme ve mikroskobik çatlaklar oluşturur. Ama belli ki birileri “parlasın yeter” anlayışıyla davranmış.
Daha da ilginci, ertesi sabah tören öncesi heykelin yüzeyinde matlaşma fark edilince, özel bronz temizleyicisi bulunamamış. Peki çözüm ne olmuş dersiniz?
Ayçiçek yağı.
Evet, yanlış duymadınız. Cumhuriyet’in doğduğu şehirde, bağımsızlığın sembolü Onur Anıtı, sıvı yağla parlatılmış!
İlk bakışta “parıl parıl” bir görüntü elde edilmiş olabilir. Ancak yakından bakıldığında lekeler, izler, pütürler… Kısacası bir facia. Çünkü bronz heykeller, mutfaktaki tencereler gibi parlatılmaz. Yağ, heykelin yüzeyine zarar verir; zamanla oksitlenmeyi hızlandırır. Yani yapılan sadece yanlış değil, zararlı da.
Burada bir başka soruyu da sormak gerekiyor:
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı günler öncesinden belli değil mi?
Madem bu ülkenin en değerli simgesi olan Onur Anıtı’na bakım yapılacaktı, neden bu hazırlıklar önceden planlanmadı?
Neden son güne bırakıldı da, sonunda “ayçiçek yağı çözümü”ne başvuruldu?
Bu kadar önemli bir simgenin temizliği, programlı bir şekilde, uzman ekipler tarafından, uygun malzemelerle yapılamaz mıydı?
Onur Anıtı, Samsun’un simgesidir; dolayısıyla ona gösterilen özen, şehrin kendi onuruna gösterdiği saygının da ölçüsüdür.
Buradan sormak gerekiyor Samsun’u yöneten yetkililere;
Samsun Valisi’ne, Büyükşehir Belediye Başkanı’na, Kültür ve Turizm yetkililerine…
Bu karar kimden çıktı?
Kim “tazyikli suyla yıkayın, sonra da yağlayın” dedi?
Anıtın bakım protokolü, uzman onayı, danışman görüşü nerede?
Bu ülkenin en önemli tarihi simgesini “deneme tahtası”na çevirmeye kimin hakkı var?
Unutmayalım: Onur Anıtı sadece bronz bir heykel değildir. O, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsızlık yürüyüşünün ilk adımıdır. Samsun’un, hatta Türkiye’nin onurudur. Bu anıta dokunmak, aslında tarihe dokunmaktır.
O yüzden mesele sadece estetik değil; saygı meselesidir.
Cumhuriyet’in 102. yılına girerken, keşke bu satırları anıtın önündeki çiçeklerin güzelliğinden bahsederek yazsaydım.
Ama ne yazık ki, biz hâlâ “neyle parlatırsak parlar” anlayışından kurtulamamışız.
Biraz bilgi, biraz özen, biraz da tarih bilinci gerek.
Çünkü bu şehirde bir heykel değil, bir milletin onuru duruyor.
Ve o onura sıvı yağ değil, sadece saygı yakışır.
Kalın Saağlıcakla…
Ercan Yağlı