
Samsun son yıllarda hep bir hareket içinde. Yeni yollar, yeni hastaneler, yeni projeler… Şimdi gündemde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı “81 İlde 500 Bin Sosyal Konut Projesi.” Kâğıt üstünde büyük, iddialı ve umut verici bir proje ve bu kez Samsun da hikâyenin merkezinde. Kentimize tam 6 bin 261 yeni sosyal konut düşüyor. Kulağa güzel geliyor, değil mi? Ama rakamların arkasında hayat var ve o hayat bazen tablo kadar parlak değil.
En büyük pay Atakum’a ayrılmış: 3.500 konut. Doğru karar. Çünkü Atakum son 10 yılda Samsun’un en hızlı büyüyen, en çok göç alan ilçesi. Ancak asıl mesele şu: sadece konut yapmak, şehirdeki barınma sorununu gerçekten çözecek mi? Cumhurbaşkanı Erdoğan projeyi açıklarken “Vatandaşlarımız kira öder gibi ev sahibi olacak. Ayda 6 bin 750 TL taksitle, 240 ay vadeyle…” dedi. Bu kulağa umut gibi geliyor ama bir yandan da şu soru aklıma geliyor: Asgari ücretli bir aile, mutfak masrafını, çocuk okulunu, elektrik ve fatura giderlerini ödedikten sonra bu taksiti düzenli verebilir mi? Ev sahibi olmak herkesin hakkı, ama sistem bu kadar kırılganken, “kira öder gibi” ifadesi bazen sadece bir slogan gibi kalıyor. Üstelik gerçek ihtiyaç sahiplerinin bu evlere ulaşması hâlâ büyük soru işareti. Kuralar, listeler, söylentiler… Biz bu filmleri daha önce çok izledik.
Konutların ilçelere dağılımına bakınca planlamada bir denge göze çarpıyor. Bafra 500, Vezirköprü 450, Terme ve Çarşamba 300’er, Tekkeköy 250, Kavak 150, Ladik 142, Salıpazarı 120, Havza 110, 19 Mayıs 59, Yakakent 50 konut alıyor. Ama bu sayıların arkasında yaşayan insanların hikâyesi ne olacak? Sadece duvarlar mı yükseliyor, yoksa bir yaşam alanı mı kurulacak? Çünkü okul, park, kültür merkezi, sağlık ocağı ve istihdam olmadan insanlar sadece “yeni bir binaya” taşınmış olacak, eski sorunlarıyla birlikte.
İşte burada yerel yöneticilerin sorumluluğu devreye giriyor. Belediyeler, il müdürlükleri, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşları bu sürecin içinde aktif olmalı. Her konutun etrafına ulaşılabilir yollar, otoparklar, yeşil alanlar ve sosyal donatılar planlanmalı. Trafik, altyapı ve eğitim gibi hizmetler, konut projeleri ile eş zamanlı düşünülmeli. Sadece arsa tahsisi yapmak yetmez; şehir kimliğini korumak, yaşam kalitesini artırmak, insan odaklı bir planlama yapmak yerel yönetimlerin asli görevi. Eğer bu adımlar atılmazsa, binalar yükselir ama şehir alçalır, insanlar ise hâlâ sorunlarını taşımaya devam eder.
Ben Samsun’un potansiyeline inanıyorum. Deniziyle, limanı, üniversitesi, sanayisi ve tarımıyla bu şehir Karadeniz’in kalbi. Ama kalbin ritmini doğru tutmak lazım. Şehir büyürken kimliğini korumazsa sadece nüfusu artar, ruhu küçülür. Bu yüzden Samsun’un 6 bin 261 yeni konutunu sadece “yeni binalar” olarak değil, yeni umutlar olarak görmek gerekiyor. Her daireye bir nefes, bir yaşam hikayesi sığsın. Bu sorumluluk sadece TOKİ’nin değil, biz Samsunluların ve yerel yöneticilerin de işi. Artık sadece izleyen değil, söz söyleyen, takip eden ve hesap soran bir şehir olmalıyız.
Cumhurbaşkanı Erdoğan “Bu proje kira krizini hafifletecek, vatandaşlarımızın ev sahibi olma hayalini gerçekleştirecek” dediğinde hepimiz umutlandık. Evet, bu umut gerçek olabilir. Ama unutmayalım, şehir sadece betonla değil, vizyonla büyür. Planla, akılla ve sevgiyle. Samsun’un konut hamlesi başarıya ulaşsın istiyorsak, rakamların ötesine bakmalı, yaşamın içine bakmalıyız. O zaman belki gerçekten, bu şehirde beton değil, umut yükselir.
Kalın sağlıcakla…
Ercan Yağlı