
Samsun’u Yağmur Değil, İhmalkârlık Boğuyor
Her sağanakta aynı tabloyla karşılaşıyoruz: Caddeler göle dönüyor, bodrum katları akvaryuma çevriliyor, vatandaş çaresiz kalıyor. Sosyal medyaya düşen görüntüler koca şehri rezil ediyor. Samsun, Karadeniz’in başkenti olma iddiasında ama görünen o ki bir sağanağa bile hazırlıksız. Bu mudur başkentlik?
Her yağış sonrası yetkililer aynı açıklamayı yapıyor: “Ani yağdı, çok yağdı.” Kusura bakmayın ama Karadeniz’de yağmurun ani yağması sürpriz değil, doğanın gerçeği. Sorun yağmurda değil, yıllardır süren ihmal ve yanlış planlamada. Dere yatakları kapatıldı, dolgu alanlarına bina dikildi, beton şehri nefessiz bıraktı. Sonra da her su baskınında vatandaşa “çok yağdı” denildi. Bahaneler tükendi.
Evet, belediyeler çalışıyor. SASKİ borular döşüyor, kolektör hatları yapıyor, menfezleri temizliyor. Kağıt üzerinde önemli işler bunlar. Ama vatandaş hâlâ her yağışta evini, arabasını, işyerini korumak için dua ediyorsa, demek ki yapılanlar yetersiz. Altyapı sadece boru döşemek değildir; altyapı vizyon demektir, geleceği öngörmek demektir.
Samsun’un artık günü kurtaran işler değil, köklü bir dönüşüme ihtiyacı var. Dere yataklarını imara açmayı bırakın. Betonla kavga edilmez, su yolunu bulur. Yağmur bahçeleri, geçirgen zeminler, yeşil çatılar olmadan bu şehir nefes alamaz. Şeffaf olun, hangi projeler ne aşamada, vatandaş bilsin. Mert Irmağı’ndan Atakum’a kadar bütün havza yeniden planlanmalı. Yamayla pantolon tutmaz; bu şehre yeni bir anlayış lazım.
Samsun’u boğan yağmur değil, ihmalkârlık, plansızlık ve günü kurtarma alışkanlığıdır. Eğer bu anlayış değişmezse daha çok sel görüntüsüne bakar, daha çok “geçmiş olsun” mesajı paylaşırız. Değişirse? İşte o zaman bu şehir gerçekten Karadeniz’in incisi olur.
Kalın sağlıcakla...
Ercan Yağlı