
Bazen bir cümle duyarsınız, sadece kulağınıza değil, kalbinizin tam ortasına dokunur.
Artık Samsun’a bir de kadın eli değsin.
CHP Samsun İl Başkanlığı’na adaylığını açıklayan Ayşe Akbulut Çubukçuoğlu bu sözü söylediğinde salonda yalnızca alkışlar yükselmedi; umut, heyecan ve samimiyet de aynı anda yankı buldu.
Siyasette “değişim” sözü çok söylenir ama herkes bilir ki, değişim beklenmez, değişim yaratılır.
Ayşe Hanım’ın konuşması da tam olarak bu ruha sahipti: kararlı, içten ve inanç dolu.
Cumhuriyet’in ilk ışığının yakıldığı bu şehirde, belli ki yeniden bir kıvılcım yakmak niyetinde.
Konuşmasını dinlerken, karşımda yalnızca bir aday değil; yıllardır bu kentin sokaklarında, kadın mücadelesinin tam ortasında yoğrulmuş bir kadını gördüm.
Türkan Saylan’ın, her eğitimli kadının bu Cumhuriyete borcu vardır” sözünü hatırlatırken, o borcu ödemeye hazır, sorumluluk duygusu yüksek bir duruş sergiledi.
Söyledikleri, makama değil, örgüte ve inanca dayalı bir yola çıktığını açıkça gösteriyordu.
Söz veriyorum, örgütümü başsız bırakmayacağım” dediğinde salonda derin bir sessizlik oldu.
Çünkü bu ülkede sözüne sadık siyasetçi azdır.
O an gözleri doluydu; bu cümlenin bir seçim vaadi değil, bir hayat felsefesi olduğunu herkes hissetti.
Bir kadın olarak siyasette ayakta kalmanın ne kadar zor olduğunu bilirim.
Ama Ayşe Hanım “Kadın yoksa demokrasi eksiktir” dediğinde, sanki uzun süredir dile getirilmeyen bir hakikati hepimizin yüzüne söyledi.
Ve ilginçtir, o cümleyi sadece kadınlar değil, erkekler de alkışladı.
Demek ki toplumun vicdanında bir şeyler değişmeye, dönüşmeye hazır.
Konuşmasının dili sert değil, birleştiriciydi.
“Küskünlükler bitecek, birlikte iktidara yürüyeceğiz” derken sesinde umut vardı.
Ne kavga, ne sitem… sadece dayanışma.
Ve bunu söylerken samimiydi, çünkü bu sözlerin arkasında yılların emeği, sahada yoğrulmuş bir mücadele vardı.
Türk Kadınlar Birliği’nden bugüne, hep halkın içinde, hep üretim ve dayanışmanın ön saflarında yer aldı.
Ayşe Akbulut Çubukçuoğlu’nun adaylık konuşması sadece bir adaylık açıklaması değil, adeta bir manifesto gibiydi:
Şeffaflık, katılımcılık, adalet, gençlik ve kadın temsiliyeti…
Ve belki de en önemlisi, parti içi huzur.
Samsun, Cumhuriyet tarihinde özel bir yere sahip.
Atatürk’ün ilk adımını attığı bu topraklar, yeniden bir uyanışın da sembolü olabilir.
Şimdi bir kadın o mirasa sahip çıkarak diyor ki:
Değişim Samsun’dan başlasın.
Ben inanıyorum; siyasete biraz vicdan, biraz kadın eli değdi mi, hem şehir hem parti hem de umut bambaşka bir renge bürünür.
Ve belki de gerçekten, Cumhuriyet’in ilk ışığı bir kez daha Samsun’dan doğar.
Kalın Sağlıcakla…
Ercan Yağlı