
Samsun Şehir Hastanesi kantininde yalnızca kartla ödeme yapılması, son günlerde vatandaşın en çok konuştuğu konulardan biri haline geldi. Kâğıt üzerinde “dijitalleşme” ve “kolaylık” gibi görünen bu uygulama, sahada özellikle hasta yakınları için ciddi bir sıkıntıya dönüşmüş durumda.
Hastaneye yolu düşen herkes bilir: Orası planlı bir alışveriş noktası değildir. Bazen bir anda su gerekir, bazen bir çorba, bazen de sadece çocuğa bir şeyler almak… Tam da bu noktada devreye giren kantinde “nakit geçmiyor” cevabı, birçok kişiyi zor durumda bırakıyor.
Özellikle köylerden, kırsal mahallelerden gelen yaşlı vatandaşlar için tablo daha da zor. Kart kullanmayan, banka işlemleriyle pek işi olmayan, günlük hayatını nakitle yürüten insanlar var hâlâ. Ve bu insanlar hastane gibi zaten stresli bir ortamda bir de ödeme engeliyle karşılaşınca doğal olarak tepki gösteriyor.
Burada kimse teknolojinin karşısında değil. Kartla ödeme elbette pratik, hızlı ve güvenli. Ama mesele “sadece kart” dayatması olunca, işin rengi değişiyor. Çünkü kamusal bir hizmet alanında, hele ki bir hastane içinde, herkesin erişebileceği bir ödeme seçeneği bırakmak zorunluluk gibi duruyor.
Vatandaşın söylediği aslında çok net: “Herkesin kartı olmayabilir.” Bu cümle basit ama çok şey anlatıyor. Çünkü kamu hizmeti dediğimiz şey, en zayıf halkayı da düşünmek zorunda.
Çözüm de aslında karmaşık değil. Kantinlerde hem nakit hem kart seçeneğinin birlikte sunulması, kimseyi dışlamayan en makul yol olarak görünüyor. Teknoloji ilerlesin, dijitalleşme artsın ama hayatın gerçekleri de unutulmasın.
Sonuçta mesele sadece bir ödeme yöntemi değil; hastaneye gelen insanın zaten zor olan gününü daha da zorlaştırmamak meselesi. Ve bu noktada en temel beklenti şu: Vatandaşın cebindeki paranın türü değil, o parayla bir bardak su alıp alamadığı önemlidir.