logo yanı reklam

Ercan Yağlı'nın kaleminden Kaldırımlar Kimin? İlkadımda Yürümek zor zanaat



Eklenme Tarihi: 06/10/2025

İlkadım sokaklarında bir kaldırımı baştan sona, bir defada, kimseye çarpmadan yürüyebilen var mı? Varsa, lütfen bana da nasıl yaptığını anlatsın. Çünkü ben başaramıyorum. Bir dükkânın önünde tezgâh, ötekinde sandalye; kaldırım bir noktadan sonra vitrinle yol arasına sıkışmış dar bir labirente dönüşüyor. Şehrin göbeğinde yaya değil, sanki bir parkur yarışçısı gibi ilerliyoruz.

Son haftalarda İlkadım Belediyesi zabıta ekipleri bu “kaldırım istilası”na karşı ciddi bir kampanya başlattı. Denetimler yapılıyor, çizgiler çekiliyor, uyarılar havada uçuşuyor. Belediye Başkanı İhsan Kurnaz da net konuşuyor: “Kaldırımlar yayaların.” Bu söz doğru, yerinde; ancak sahada hâlâ karşılığını tam bulabilmiş değil.

İstiklal Caddesi, Çiftlik Mahallesi… Buralarda özellikle öğle saatlerinde yürümeyi deneyin. Kaldırımlar zaten dar; üzerine masa, sandalye, manken, tabela ve ürün yığınları eklenince yayalara bir karışlık şerit kalıyor. Bebek arabasıyla yürüyen bir anne ya da tekerlekli sandalyedeki bir vatandaş içinse tablo çok daha vahim. Birkaç metre sonra kaldırımdan inmek zorunda kalıyorlar — yani asıl tehlikenin içine, araç yoluna.

Bazı esnaflar bu uygulamalara tepkili: “Müşteri çekmek için mecburuz” diyorlar. Oysa kaldırım kamusal alandır; özel mülk değil. Yaya kaldırımı, ticari rekabet sahası değildir. Burada “ben” değil “biz” demeyi öğrenmek zorundayız. Çünkü mesele sadece bir sandalye veya bir kasa değil; şehir kültürü meselesidir.

Belediyenin çizgiler çekerek sınır belirlemesi, sıkı denetim uygulaması önemli bir adım. Ancak bu iş sadece zabıtayla yürümez. Bugün ekip gelir, sandalyeler kaldırılır; yarın ekip gider, sandalyeler geri döner. Bu döngüyü kırmak için denetim kadar bilinç de gerekiyor. Ceza tutanakları kadar bir “ortak yaşam” anlayışına ihtiyaç var.

Bir de işin şeffaflık boyutu var. Kaç işletmeye ne kadar ceza kesildi? Hangi mahallede ne kadar işlem yapıldı? Bu veriler kamuoyuyla paylaşılmıyor. Oysa denetimin samimiyeti, rakamlarda ortaya çıkar.

Bir şehirde kaldırımlar düzenliyse, o şehir nefes alıyor demektir. Kaldırımlar yürünemeyecek haldeyse, orada bir şeyler tıkanmıştır. İlkadım şu an tam da bu iki noktanın arasında sıkışmış durumda.

Ya hep beraber kaldırımı tekrar kaldırımlaştıracağız…

Ya da bu karmaşaya “alışacağız” — ki ben alışmak istemiyorum.

Kalın Saağlıcakla…

Ercan Yağlı