
Görmezden Geldiğimiz Gerçek Samsun’un Altında Ne Var?
Görünüşte Karadeniz’in incisi, ferah caddeleri, denize paralel uzanan modern binalarıyla gurur duyduğumuz şehir. Ama gelin dürüst olalım: Bu şehir artık sadece güzelliğiyle değil, aldatıcı güveniyle de tanınıyor. Çünkü Samsun’un sorunu görünürde değil, yerin altında.
Yıllardır söylüyoruz ama kimse duymuyor: Bu şehir, kumun, suyun, bataklığın üstünde yükseliyor. Gökdelenlerimiz aslında zeminle inatlaşarak ayakta duruyor. Bir mühendis çıkıyor, “Sarsıntı bu zeminde üç-beş kat artar” diyor; ama sesini duyan kim?
Jeofizik Yüksek Mühendisi Cemal Uğurtay’ın sözleri açık ve net:
“Sulak, gevşek zeminli bölgelerde yapılan binalar, deprem anında çökme riski taşır.”
Bu, teknik bir uyarı değil sadece bu vicdani bir çığlık. Çünkü biz bu şehirde hâlâ binaları “manzarası güzel” diye satın alıyoruz, altındaki zemine bakmıyoruz.
Samsun’un toprağı verimli olabilir, ama güvenli değil. Kızılırmak ve Yeşilırmak’ın taşıdığı alüvyon, tarlada bereket, binada felaket getirir. Hele Atakum ve Canik sahil şeridi… Bugün Samsun’un vitrini. Ama vitrinde ne vardır? Parlak camlar, deniz manzarası, cafeler, plazalar... Arkasında ise sıvılaşma riski bekler.
Bir depremde bu zemin sünger gibi suyu ve titreşimi kusar. Beton ne kadar sağlam olursa olsun, altı boşsa sadece bir illüzyondur.
Ve sonra biri çıkıp diyor ki: “Ama biz fay hattından uzağız.”
Ne kadar uzağız peki?
Fay uzak olabilir, ama zemin zaten ayağımızın altında
Depremi uzak sanmak, ateşi kıvılcım sönerken fark etmek gibi geç.
Kabul, Samsun’un bazı bölgeleri nispeten güvenli: Atakum’un üst kısımları, Baruthane, Kalkanca, Altınkum’un yukarıları... Ama bu şehirde aynı tepenin bir yanı kaya, öbür yanı dolgu. Yani “tepelik” olmak kurtuluş değil, sadece şans.
Sorun bireysel değil, sistematik:
Zemin etüdü yapılmadan verilen ruhsatlar, kâğıt üzerinde yapılan denetimler, masa başında çizilen imar planları…
Ve biz vatandaşlar da aynı hatadayız: Broşürdeki photoshoplu deniz manzarasına inanıyoruz, ama müteahhidin zemin raporunu sormuyoruz.
Soruyoruz belki ama, yanıt almıyoruz çünkü bu şehirde sormak ayıp, sorgulamak fazla sayılıyor.
Samsun büyüyor deniyor, ama nereye doğru büyüyor?
Biz büyüyoruz, ama bilinç değil, bina büyüyor.
Mühendis Uğurtay’ın uyarısı çok basit ama kimsenin uygulamadığı kadar önemli:
“Sağlam olmayan yerlerden ev almayın, kiralamayın.”
Bu cümle, Samsun’un geleceğini özetliyor. Çünkü deprem öldürmez, umursamazlık öldürür.
Ve ne yazık ki bu şehir, hâlâ toprağın altındaki gerçeği değil, üstündeki manzarayı konuşmayı seviyor.
Belki de Samsun’un asıl tehlikesi fay hattı değil unutkanlık hattı.
Biz depremi değil, dersi unutuyoruz.
Ve her yeni binayla birlikte, unuttuğumuz gerçeğin üstüne bir kat daha ekliyoruz.