logo yanı reklam

Bilal HACIHÜSEYİNOĞLU yazdı Gençlik Nereye Gidiyor?



Eklenme Tarihi: 03/06/2026

Gençlik Nereye Gidiyor?

Toplumların geleceği gençlerin omuzlarında yükselir. Bugün sahip olduğumuz medeniyetin yarını, gençlerimizin inancı, ahlakı, bilgisi ve karakteriyle şekillenecektir. Ancak içinde bulunduğumuz çağ, gençler açısından tarihin en büyük imkânlarını sunduğu kadar en büyük tehlikelerini de beraberinde getirmektedir.

Teknolojinin baş döndürücü bir hızla geliştiği, bilgiye ulaşmanın saniyeler sürdüğü bir dönemde yaşıyoruz. Fakat ne acıdır ki bilgi arttıkça hikmet azalmakta, iletişim araçları çoğaldıkça insanlar yalnızlaşmaktadır. Özellikle gençlerimiz, sosyal medya ve dijital dünyanın oluşturduğu yapay hayatların içerisinde kendilerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Bugünün genci hiç olmadığı kadar bağlantılı, fakat hiç olmadığı kadar yalnızdır. Binlerce takipçisi olan gençler, dertlerini paylaşacak gerçek dost bulmakta zorlanmaktadır. Sürekli başkalarının hayatlarını izleyen gençler, kendi hayatlarını değersiz görmeye başlamaktadır. Bu durum zamanla özgüven kaybına, umutsuzluğa ve manevi boşluğa dönüşmektedir.

Bir diğer önemli problem ise amaçsızlıktır. İnsan neden yaşadığını, nereye gittiğini ve ne için mücadele ettiğini unutursa hayatın yükü ağır gelir. Gençlerimiz kariyer planları yaparken, sınavlara hazırlanırken ve gelecek kaygısı yaşarken çoğu zaman hayatın asıl anlamını gözden kaçırmaktadır. Maddi başarılar hedef haline gelirken manevi değerler geri plana itilmektedir.

Oysa insan sadece bedenden ibaret değildir. Ruhun da gıdaya ihtiyacı vardır. Kalbin huzuru, sadece maddi imkânlarla elde edilemez. Nice zengin insanın mutsuz, nice mütevazı insanın huzurlu olması bunun en açık göstergesidir.

Peki çözüm nedir?

Öncelikle gençlerimize güvenmeliyiz. Sürekli eleştiren değil, anlayan ve yol gösteren bir yaklaşım benimsemeliyiz. Gençlerin sorunlarını dinlemeli, onların dünyasına girmeli ve onları yalnız bırakmamalıyız.

İkinci olarak aile kurumunu güçlendirmeliyiz. Sevginin, merhametin ve güvenin hâkim olduğu aile ortamları gençleri birçok tehlikeden koruyan en sağlam sığınaktır.

Üçüncü olarak gençleri camilerle, ilim meclisleriyle, kitaplarla ve faydalı sosyal faaliyetlerle buluşturmalıyız. Boş bırakılan gençlik mutlaka başka etkilerin tesiri altına girecektir. Gençlere sadece “ne yapmamaları gerektiğini” değil, “ne yapmaları gerektiğini” de göstermeliyiz.

En önemlisi ise gençlerimizin kalplerini imanla, zihinlerini ilimle ve hayatlarını güzel ahlakla süslemelerine yardımcı olmalıyız. Çünkü manevi temeller üzerine kurulmayan bir hayat, en küçük sarsıntıda yıkılmaya mahkûmdur.

Unutmayalım ki gençlik bir toplumun hazinesidir. Bu hazineyi korumak sadece anne-babaların, öğretmenlerin veya din görevlilerinin değil, hepimizin ortak sorumluluğudur. Bugün gençlerimize vereceğimiz değer, yarın ülkemizin ve milletimizin geleceğini belirleyecektir.

Gençlerimizi kaybetmeden onlara ulaşmalı, onları anlamalı ve onlarla birlikte daha güçlü bir geleceği inşa etmeliyiz. Çünkü güçlü bir gençlik, güçlü bir milletin en sağlam teminatıdır.

Bilal Hacıhüseyinoğlu