
Akra Ba mı, Akba Ba mı?
Evet, ilginç bir başlık olduğu kanaatindeyim. Ancak üzerinde duracağımız mesele, başlıktaki kelime oyunundan çok daha derin ve hayati bir konudur.
Bizler, toplum olarak akrabalık ilişkilerine büyük önem veren, bu bağları en üst seviyede yaşatması gereken bir ümmetiz. Nitekim Peygamberimiz Hazreti Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem), sıla-i rahmin terk edilmemesi gerektiğini vurgulayan pek çok hadis-i şerif ile bizleri uyarmıştır.
Peygamber Efendimiz, yapılacak yardımın, iyiliğin ve desteğin önce yakın çevreden, akrabalardan başlaması gerektiğini, önceliğin onlara tanınmasının doğru olduğunu ifade etmiştir. Çünkü akrabalık ilişkileri, bu ümmeti ayakta tutan en güçlü unsurlardan biridir.
Ne var ki günümüzde bu durumun tam tersine şahit oluyoruz. Bugün toplumun kahir ekseriyeti, maalesef akrabalık ilişkilerini neredeyse tamamen koparmış durumda. Sanki bir düşmanla mücadele ediliyormuşçasına, çatışma ve husumet içerisinde yaşayan aileler görüyoruz.
Ülkemizin birçok bölgesinde olduğu gibi Karadeniz Bölgesi’nde de sınır anlaşmazlıkları, miras kavgaları adeta zirve yapmış durumda. İşin en acı tarafı ise bu anlaşmazlıkların; kavgaya, dövüşe, konuşmamaya ve nihayetinde hiç arzu edilmeyen en tehlikeli boyuta, yani cinayetlere kadar varabilmesidir.
Ailenin büyükleri tarafından yaşatılan bu olumsuzluklar, ne yazık ki sonraki nesillere de aktarılmakta; huzursuzluk, kin, ihtiras ve şeytani düşünceler adeta bir kan davasına dönüşerek nesiller boyu devam etmektedir.
Oysa herkes çok iyi bilir ki, öldüğümüzde bu dünyadan ahirete götürebileceğimiz hiçbir maddi şey yoktur. En iyimser düşünceyle sadece bir kefen… O da belki biraz kaliteli olur, o kadar.
Bu noktada meşhur sözü hatırlatmak yerinde olacaktır:
“Kefenin cebi yok.”
Yeri gelmişken bir güzel sözü de ekleyelim:
“Mal da yalan, mülk de yalan; gel biraz da sen oyalan.”
Toplumun hemen her kesiminde; abisinden ablasına, oğlundan kızına, teyzesinden halasına, amcasından yengesine kadar birçok kişinin ucundan kıyısından bulaştığı bu hastalıktan, Rabbim bizleri ebediyen muhafaza eylesin.
Yeniden muhabbetle, hürmetle ve sevgiyle kucaklaşmayı; akrabalık ilişkilerimizi en üst seviyeye çıkarmayı; hayatımızı zindana çevirmek yerine huzurlu ve mutlu bir yaşam sürmeyi hepimize nasip eylesin.
Yazımızın başlığındaki tercihlerden “akraba” olmayı seçelim ve yolumuza bu şekilde devam edelim inşallah.
Aksi halde, telaffuzu bile hoş olmayan “akbaba” gibi; birbirimizin düşmüşlüğü üzerinden menfaat devşiren, leşlere üşüşen varlıklar konumuna düşeriz ki bunun akıbeti hayırlı olmaz. Nitekim bunun binlerce örneğini duymuş, görmüş ve yaşamış durumdayız.
Yazımızı Rabbimizin buyruğuyla bitirelim:
Nisâ Suresi 1. Ayet’te Yüce Rabbimiz şöyle buyurur:
“Akrabalık bağlarını koparmaktan sakınınız.”
Kalın sağlıcakla…