
Yalan Söylemek Suç mu?
Günümüzde toplumun hemen her kesiminde sıkça karşılaştığımız problemlerden biri de yalanın sıradan ve normal bir davranış olarak görülmeye başlanmasıdır. Özellikle çocuklar ve gençler arasında, bazen küçük bir çıkar elde etmek, bazen bir hatayı gizlemek, bazen de alışkanlık hâline geldiği için yalan söylemek oldukça yaygınlaşmıştır. Ne yazık ki birçok insan yalanı basit bir kusur olarak değerlendirmekte, hatta bazı durumlarda “zararsız” olarak kabul etmektedir.
Oysa yalan, bireyin karakterini zedeleyen, insanlar arasındaki güven bağını koparan ve toplumsal huzuru bozan en büyük kötülüklerden biridir. Bugün ailelerde yaşanan birçok problemin, dostlukların bozulmasının, ticarette güven kaybının ve toplumsal çürümenin temelinde yalan bulunmaktadır.
İslam dini doğruluğu emrederken yalanı kesin bir şekilde yasaklamıştır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmaktadır:
“Doğruluktan ayrılmayın. Çünkü doğruluk insanı iyiliğe, iyilik de cennete götürür. Yalandan sakının. Çünkü yalan insanı kötülüğe, kötülük de cehenneme götürür.”
Bu hadis-i şerif, yalanın tek başına bir hata olmadığını, insanı başka günahlara ve kötülüklere sürükleyen bir başlangıç noktası olduğunu açıkça göstermektedir. Nitekim başka bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v.):
“Kişi yalan söylemeye ve yalanı araştırmaya devam ederse sonunda Allah katında yalancılar arasına yazılır.” buyurmaktadır.
Yalan, bütün kötülüklerin kapısını açan tehlikeli bir anahtardır. Bir yalanı gizlemek için başka yalanlar söylenir. Böylece insan hem kendisini hem de çevresini aldatmaya başlar. Güven duygusunun yok olduğu bir toplumda ise huzurdan, kardeşlikten ve adaletten söz etmek mümkün değildir.
Çocuklarımızı ve gençlerimizi yetiştirirken doğruluğu sadece sözle değil, davranışlarımızla da öğretmek zorundayız. Çünkü çocuklar nasihatten çok örneği takip ederler. Anne-baba, öğretmen ve toplumun önde gelenleri doğru sözlü oldukça genç nesiller de doğruluğu hayatlarının bir parçası hâline getirecektir.
Bugün kendimize şu soruyu sormalıyız: Günlük hayatımızda ne kadar doğru sözlü davranıyoruz? Küçük gördüğümüz yalanlar acaba karakterimizi ve toplumumuzu nasıl etkiliyor?
Unutulmamalıdır ki doğruluk güvenin, güven ise güçlü bir toplumun temelidir. Yalan ise her türlü kötülüğün başlangıcıdır. Bu nedenle hem kendimiz hem de gelecek nesiller için doğruluğu hayatımızın vazgeçilmez ilkesi hâline getirmeliyiz.
Doğru sözlü insanların çoğaldığı bir toplumda huzur, güven ve kardeşlik de artacaktır temennisiyle
Allaha emanet olun