logo yanı reklam

Av. Gülay Deveci, CHP’nin tarihi dönüm noktalarından birinde olduğunu vurgulayarak; kişilere değil kurallara, sadakate değil liyakate dayalı bir örgüt yapısıyla CHP'nin yeniden umudun adresi olabileceğini kaleme aldı.



Eklenme Tarihi: 28/07/2026

Av. Gülay Deveci, CHP’nin tarihi dönüm noktalarından birinde olduğunu vurgulayarak; kişilere değil kurallara, sadakate değil liyakate dayalı bir örgüt yapısıyla CHP'nin yeniden umudun adresi olabileceğini kaleme aldı.


CHP İçin Yeni Bir Başlangıç

Cumhuriyet Halk Partisi, yüz yılı aşan tarihi boyunca birçok zorlu sınavdan geçti. Darbeler gördü, kapatıldı, yeniden açıldı, seçim yenilgileri yaşadı, iktidar oldu, muhalefette kaldı.1980 darbesinden sonra partimizin yaşadıklarını o zaman  çocuk yaşta da olsam hatırlıyorum. Her şeye rağmen CHP hiçbir zaman kişilerin partisi olmadı; her zaman fikirlerin, ilkelerin ve Cumhuriyet değerlerinin partisi olarak devam etti. 

Bugün de CHP, yeni bir dönemin eşiğinde. Yaşanan hukuki süreçlerin ardından ortaya çıkan tablo, birçok partilimizde farklı duygular oluşturdu.  Kimi kırgın, kimi öfkeli, kimi ise geleceğe dair umutlu. Burada unutulmaması gereken en önemli gerçek ise , CHP’nin kişilerden daha büyük olduğudur. 

Geçtiğimiz 2.5 yılda parti içinde yaşanan ayrışmaların en önemli nedeni, parti içi muhalefetin yani farklı düşünen isimlerin dışlanması ve örgüt kültürünün zayıflaması olmuştur. Çok sayıda partili, yalnızca eleştirel görüşlerini dile getirdiği için disiplin süreçleriyle karşı karşıya kalmış( bunlardan biri de benim) görevlerinden uzaklaştırılmış veya ihraç edilmiştir. Bu durum, parti içi demokrasiye zarar verdiği gibi, örgütlerde  de ciddi kırgınlıklar oluşturmuştur.Örneğin ben kaydımı Atakum’dan, İlkadım ’a almıştım zira bir üyemizin, beyin kanaması geçirecek kadar dayak yediği ilçe başkanlığı seçiminde, parti binasına girdiğimde düşmanca bakışlarla karşılaşmıştım.İsin daha ilginci yönetici pozisyonunda olup, 30 yıllık partilisini tanımayan insanların oluşturduğu ama partiyi sadece kendilerinden ibaret sayan bir anlayış mevcuttu o dönem. 

Bugünse  farklı bir sınav var önümüzde. Parti yönetimini ve Genel Başkan’ı tanımadığını açıkça ifade eden ya da parti kararlarını uygulamayı reddeden yöneticilerin görevde kalmasının, hiçbir siyasi partide sürdürülebilir olmadığı açıktır. Bir siyasi partide eleştiri sonuna kadar meşrudur; ancak parti organlarının aldığı kararları tanımamak ve alternatif bir siyasi yapı içerisinde fiilen siyaset yürütürken aynı zamanda CHP adına görev yapmaya devam etmek, kurumsal düzenle bağdaşmazdı ve nitekim bu arkadaşlar kendi partilerini kurup gittiler. Yolları açık olsun, ama keşke giderken CHP binalarını hülle yaparak ele geçirmeselerdi…

CHP’nin bugün en fazla ihtiyaç duyduğu şey partiye bağlılığını sürdüren, geçmiş dönemlerde istese de kendisine yer bulamayan, Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında kalıp, siyaset yapmak isteyen herkesi yeniden kucaklayacak bir anlayıştır.

Giden arkadaşlarımızın boşalttığı örgütler ki gitmelerini asla istemezdik,  yeniden ayağa kaldırılmalıdır. İl ve ilçe başkanlıkları yalnızca seçim dönemlerinde çalışan yapılar olmaktan çıkarılmalı; üyeleriyle sürekli temas halinde olan, gençleri, kadınları ve mahalle örgütlerini sürecin merkezine alan dinamik yapılara dönüştürülmelidir.

Liyakat yeniden temel ilkemiz olmalıdır. Görevler, kim kimi destekledi diye değil; kim daha çok emek verdi, kim örgütü büyüttü, kim halka dokundu diye verilmelidir. Parti tabanının en büyük beklentisi adalet duygusun yeniden tesis edilmesidir. 

Bugün CHP’nin önünde önemli bir fırsat da bulunmaktadır. Parti içerisinde yaşanan ayrışmanın ardından artık gruplaşmalar yerine ortak hedeflere odaklanan yeni bir örgüt modeli kurulabilir. Birbirini kıyasıya rakip olarak gören ekipler yerine, Cumhuriyet Halk Partisi’nin başarısını ortak hedef kabul eden kadrolar oluşturmalıyız. 
Yani;

* Kişilere değil, kurallara bağlı bir yönetim.
* Gruplara değil, örgüte dayalı bir siyaset anlayışı.
* Sadakate değil, liyakate dayalı görevlendirmeler.
* İntikama değil, birlik ve yeniden inşaya odaklanan bir yaklaşım.
* Üyelerin söz sahibi olduğu, her görev icin hakim denetiminde önseçimin yapıldığı, güçlü bir parti içi demokrasi ilkemiz olmalıdır. 

Atatürk’ün kurduğu, Türkiye’nin kurucu partisi Cumhuriyet Halk Partisi, bu yaşananlardan ders çıkararak güçlenmelidir. 

Artık mesele kimin kazandığı ya da kimin kaybettiği değildir. Mesele, Cumhuriyet Halk Partisi’nin yeniden umut üreten, örgütüne güven veren ve Türkiye’nin geleceğine yön veren güçlü bir siyasi hareket olarak yoluna devam edebilmesidir.
Yapılması gereken, parti çatısı altında kalmayı tercih eden herkesi ortak hedefte buluşturmak; kurumsal disiplini sağlarken adalet duygusunu korumak; geçmişte yapılan dışlayıcı uygulamaları tekrar etmeden yeni bir sayfa açmaktır.

Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi’nin gerçek gücü, isimlerden değil, yüz yılı aşkın mücadele geleneğinden ve o mücadeleyi bugün de sürdüren örgütlerinden gelmektedir. Eğer bu birlik yeniden kurulabilirse, bugünkü kriz yarının daha güçlü CHP’sinin başlangıcı olacaktır ve inanıyorum ki ;CHP’nin ve CHP’lilerin gücü buna yetecektir. 

Av. Gülay Deveci